Sinem

Puan vermedi·280 syf.··
2026 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 00:01
Nisan ayına Damon Galgut’un 2021 Booker ödüllü romanı Vaat ile başladım. Kitabın başında yazarın anlatım şekli beni şimdi kim konuşuyor, bunu kim diyor, şeklinde sorulara boğdu ve bir noktadan sonra yeniden başlama ihtiyacı duydum. İyi ki de öyle yapmışım, böylelikle yazarın o akışkan anlatımı bende tam olarak oturdu ve takip noktasında da zorlanmadığım, keyifli bir okuma oldu benim için. Hikayeye gelecek olursak, roman çiftlikte yaşayan ailemizin annesinin ölmeden hemen önce, birlikte büyüdüğü emektar siyahi yardımcıları Salome’ye bir ev bırakma vaadiyle açılıyor. Bu söze, o sırada kapı aralığından anne ve babasını dinleyen küçük Amor tanıklık ediyor ve bu vaat, Amor için bir ömür boyu sürecek sarsılmaz bir ödeve dönüşüyor. Yazar romanını her bölüm bir aile bireyinin cenazesine odaklanacak şekilde yapılandırmış. Bu bölümler arası yaklaşık 10 yıllık dönemler olacak şekilde düzenlenmiş ve arada karakterlerin neler yaptığını ise ilgili bölümün açıldığı kısımdan ancak anlayabiliyoruz. Amor, her ölümle birlikte çiftliğe geri dönüp vaadi yerine getirmeye çalışsa da, karakterleri yakından tanıdıkça kendi hayatlarıyla meşguliyetlerinin bu vicdani sorumluluğu nasıl gölgelediğini görüyoruz. ​Kitabın arka planında Güney Afrika’nın siyasi ve sosyal dönüşümüne, o coğrafyadaki farklı dini inanış kültürlerine, özellikle Nelson Mandela dönemi ile değişen hukuki ve siyasi yapıya ve tüm bunların yanında Güney Afrika'nın dünyaya açılmasına şahit oluyoruz. Bu tarihsel süreç kitapta, aile içindeki o tutulmayan sözün yarattığı gerilimle ve aile bireylerin kendi hayatlarındaki açmazlarla mükemmel bir şekilde harmanlanmış. Farklı karakter oluşumları ve dönemin ruhunu yansıtan atmosferiyle benim için oldukça doyurucu bir okumaydı. İlgi duyup okumak isteyen herkese şimdiden iyi okumalar
VaatDamon Galgut · Delidolu Yayınları · 2022721 okunma
Reklam
9/10
·264 syf.··
2026 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 22:53
Kitap, şiirsel bir otopsi niteliğinde. Yazar, henüz kendisi kundakta bir bebekken onu bırakıp ölüme giden anne ve babasının hikâyesini bizlere anlatıyor. Ana karakterimiz, yazarın annesi Lucia. Yazar, yaptığı derin araştırmalarla Lucia’nın hayatını adeta ilmek ilmek örmüş. Tanıklarla gerçekleştirdiği bizzat görüşmeler sonucunda, bir nevi annesiyle o anları yeniden yaşamış. Annesinin zorlu yaşamı, yazarın babasıyla tanışması ve o büyük aşk; yazarın şiirsel anlatımıyla büyülü bir masal tadına ulaşırken, soğuk gerçeklik de yerinde bilgilendirmelerle biz okuyuculara sunulmuş. Arka planda hem anne ve babasının hayatta olduğu dönemin hem de kendi hayatında deneyimlediği sosyal, siyasal ve hukuki durumların üzerinde durulmuş. Böylelikle İtalya’nın yakın tarihine tanıklık etme imkânı da buluyoruz. Kitap sonlara doğru, anne ve babasının ölümüne ilişkin çeşitli varsayımların değerlendirildiği adeta bir polisiye halini alıyor. Yazar, kitaba ismini veren o "beni götürmediğin yer" üzerine kendi anlam arayışıyla bu sorgulamalara girişiyor. Kitap kısaca, yazarın henüz onları tanıyamadığı, dünyayı algılayamadığı bir dönemde hem kendisini hem de bu dünyayı terk eden ailesine, özellikle de annesine yönelik kaleme aldığı dokunaklı bir hatırat. "Yeniden doğacaksın Lucia, yalnızca kelimelerle bile olsa. Yapabileceğim tek şey bu." — Arka Kapaktan Not: Kapak üzerine de konuştuk bir arkadaşımla. Onun da tahmin ettiği üzere kapakta annesi ve babası yer alıyor. Ben de annesi ve yazarı düşünmüştüm niyeyse. Tabi benim düşüncem ile isim ve içerik çelişiyor.
Beni Götürmediğin YerMaria Grazia Calandrone · Eriken Yayınları · 202624 okunma
10/10
·344 syf.··
2026 2. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 17:18
Mülksüzler... Kitabın son sözü besleyici şekilde yazılmıştı. Son sözde yer alan kitabın isminin ve yazarın Dostoyevski'ye göz kırpdığının açıklanması da çeviri edebiyat ile neleri kaçırdığımızı gösterdi. Neyse ki Bülent Somay'a ait değerli yorum kitabın arkasında vardı. Gezegenlerin isimleri, haritalar, kurulan dünyalar... Her biri çok ince düşünülmüş, sizi kendi gerçekliğinizden koparıp bambaşka gerçekler arasında dolaştıran, eş zamanlı olarak iki farklı dünyayı ve zamanı deneyimlediğiniz, zamanı kendine dert edinmiş, toplumu kendine dert edinmiş bir kitap. Bununla birlikte kitap içinde yer alan gezegenler arası karşıtlık ve denge, fikir ayrılıkları ile bakış açısı farkları çok güzel anlatılıp bir o kadar da görsel manada iyice betimlenmişti. Ben de karakterlerle birlikte yolculuk yaptım, yemekhanede yemek yedim ve bloklarda uyudum. Fizik ve mühendislik, fikir ile madde ayrımı ise bence çok önemli ve yerindeydi. Kitabın kapağındaki çok ilgimi çeken ve çok beğendiğim kapak resmi ise Deniz Bilgin'e ait. Kitaba dair detaylar o kadar incelikli ki... Kitap; ismi ve kapağından başlayarak, konusu ve biçimiyle okuduklarım arasında bambaşka bir yerde duruyor. Kitaptaki anlatı döngüsel bir yapıya sahip ve kahramanımız, hep evi arıyor ama ev de kendi de sürekli değişiyor. Ki burada da zaman vurgusu çok güzel yapılıyor. Shevek’in de dediği gibi: “Gerçek yolculuk geri dönüştür.” Kitap tam olarak bunu yapıyor. Okuru başladığı yere geri getiriyor ama artık aynı okur değil. Son olarak söyleyebilirim ki, Mülksüzler benim için yalnızca sevilen bir kitap değil; düşünceyle, biçimle ve etikle kurulmuş bütünlüklü bir deneyim oldu. Ve net olarak söyleyebilirim ki aşk bence böyle bir şey.
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
7/10
·160 syf.··
2025 108. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 20:26
Merhabalar Kitabı okumadan önce sunuş yazısına göz gezdirmiştim. Fazlaca bilgi içermesi nedeniyle kitabın sonuna bırakmıştım. Bence bu şekilde izlediğim yol, benim açımdan daha iyi bir okuma oldu. Kitabın ele aldığı konu bakımından, bir hukuki boşluğun insan eliyle nasıl istismar edildiğini okuyoruz. Bu şekilde ne deniz hukukuna ne de fabrikalar hukukuna dahil olabilen işçiler konu ediliyor. Onların günlük hayatlarına şahit oluyoruz. Üniversite mezunlarının dahi bu işlerde çalışmak üzere kandırılacak kadar muhtaç durumda olmaları beni ayrıca etkiledi. Üniversite öğrencilerinin durumunun kendi gerçeklerimizle ne kadar benzediğini fark ettim. Dolayısıyla diğer tüm benzerliklerle birlikte bu açıdan da eserin zamansızlığını farkettim. Kitapta işçilerin ilk girişimlerinin sonuçsuz kalması beni umutsuzluğa sürükledi. Ancak kitabın sonunda, sistemin yine kullandığı kişileri kolaylıkla gözden çıkarabiliyor oluşu beni çok da şaşırtmadı.
Yengeç Konserveleme GemisiKobayaşi Takici · Ayrıntı Yayınları · 2018605 okunma
8/10
·416 syf.··
2025 104. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2025 09:12
Kolıma Öyküleri, yazarın çalışma kamplarında gerek kendi başından geçen gerekse tanık olduğu trajik öyküleri derlediği, bir unutmama anlatısı. Kitabın sonlarına doğru yer alan Yahudiye Valisi isimli öyküde de unutma–unutmama teması çok etkileyici şekilde işlenmişti. Bana da yazarın temel amacının bu olduğu hissi, bu öyküyü okumamla isim buldu kendine. Kitabı okumaya başladığımda ilk bölümde beni etkileyen, işaret bıraktığım birçok öykü oldu. Ancak ilerledikçe, her bir öykünün başlı başına derin yaralardan doğduğu daha net anlaşılıyordu. Yazar bence haklı olarak yaşadıklarını ve yazdıklarını içerik bakımından Dostoyevski’nin Ölüler Evinden Anılar kitabıyla karşılaştırıyor. O kitabı da hatırladığım kadarıyla severek okumuştum, sonuçta bir edebiyat dehasından bahsediyoruz. O dönemin çalışma kampları ve kürek cezalarının, Kolıma'daki kamplardan ve maden ocaklarından çok daha iyi koşullara sahip olduğunu, bu nedenle Dostoyevski’nin böyle yazabildiğini öne sürüyor. Bu konuda kendi fikrimi belirtmem gerekirse ben her acının asıl yaşayanına ağır olduğunu düşünüyorum. Her acı her kişi için biricik olmakla böyle bir ayrımın yapılmasının sağlıklı olduğunu da düşünmüyorum. Bir avukat olarak, yazarın avukat olarak mesleğinden ve dış dünyadan ne kadar uzaklaştığını anlattığı Grişka Logun’un Termometresi öyküsü beni derinden etkiledi. Kitapta genel olarak bahsedilen; bir köpeğe yapılanları, kazan enjektörüne yapılanları, hastanede mahkûmlara yönelik muameleyi, mahkumlara ölümlerinden sonra yapılanları ve yemek için neler yapmak zorunda kalındığını anlatan öykülerin her biri, farklı açılardan kamp gerçekliğini ortaya koyan güçlü anlatılardı. Son olarak öyküler boyunca eşlik eden soğuk, kar manzaraları ve yollar da çalışma kamplarındaki atmosferle bağ kurmam için önemli yardımcı
Kolıma ÖyküleriVarlam Shalamov · Jaguar Kitap · 2019182 okunma
Reklam