Bu hayatta en çok özleyeceğim tek şey Dodola.Ama onunla bağlantım son mahkumiyetim olabilir.Sıkıntıya düştüğümde senden bile önce onun adını haykırdım Allah’ım.Ona dua etmek istedim.O benim annem,ablam,öğretmenim.Bense onu bir şehvet objesine dönüştürdüm.Her kıvrımı benim için oyulmuş gibi.Dodola’ya Adem’in Havva’ya ihtiyacı olduğu kadar ihtiyacım vardı.Sen bizi böyle yarattın.Yarım. Çaresizce kayıp yarılarını arayan yarımlar.Bir ideal,bir put,bir hayal yaratıp onu sevdiğimize dayatmaktan başka ne seçeneğimiz var?
Böylece, yaklaşık otuz yaşındayken bu genç asilzade hayatın sunacağı bütün deneyimlerden geçmekle kalmadi, o deneyimlerin ne kadar değersiz olduğunu da gördü. Aşk ve tutku,kadınlar ve şairler, hepsi de boştu.
Kalbine siyah bir Opel Vectra saplanmış genç bir kadının hikayesi. Nazlı Eray unutulamayan birkaç anı ve mekanlar üzerinde hünerli hikaye anlatıcılığı okuyucuyu uzun bir yolculuğa çıkarıyor.Kitabın çoğu yerinde beklenmedik bir şekilde ağladım.Sheraton otelinde Las Vegas’ta,Bursa’da ve Eden gölünün kenarında.Bir kaybın hikayesini anlatıyordu sanki.Yitirilen bir aşkın.Belki bu yüzden ağladım.Küçük anıların insanda nasıl yer edebileceğini bilirim.Sonu beni tatmin etmese de birini unutamamanın ve anılarda kaybolmanın ince ince işlenmiş olduğu bu kitap okunmaya kesinlikle değer.