Her şey susar ve yalnız onların sesi duyulur. Sakız gibi incele incele uzanan ve ta uzaklara, sokak diplerine bulaşan, ezik, yapışkan sesler. Günün ışığıyla beraber çekilirler, giderler.
Bir taraftan da hissediyordu ki odasının intizamı, ruhundaki iğtişaşın neticesine bağlıydı; günlerden beri süren ve bugün son haddine gelen bu derûni ihtilâl bitmeden odasını düzeltmeye kalkmak nafile bir hareketti; hattâ, kendini ruhunu bir aynada seyreder gibi görebilmesi için odayı daha fazla dağıtmak, ve tabağı bardağı yere atıp kırmak, notları da yırtmak istiyordu.