Kelimeler mi kısaldı
Yoksa söyleyecek sözler mi
Bir rüzgar mı esti
Yoksa yalnızlık mı
Renkler mı soldu
Güneş mı söndü
Saatim mı dondu
Zaman mı durdu
Akmayan tek şey
Hayatımız mı oldu
Yoksa hiç var olmadı mı
Oyun mu bitti
Bir çocuk gibi
Gitme saatimiz mi geldi
Pencereden bir ses mi geldi
Yoksa miyavlayan kedi miydi
Anlamını yitiren sorular
Artık cevap veremez oldu
Kime soruyorum ki soruları
Kim cevap verecekti ki
Yalnız ben ve gölgem kaldı
Yalnız ben ve cılız mum ışığı
Havanın karanlığı
Rüzgar ve kedinin sesi
Konuşmayan iki insandan
Fiziki ki geriye kalan
Hoş benden de
Kalmış mıydı bir şeyler
Anlam katabileceğimiz
Notaya dökebileceğimiz şeyler...
Soğuk buz gibi havanın soğuğu,
Cildi hasret kalmış sıcağa.
Elinde sadece birkaç kibrit,
Tir tir titriyor bu ayazda.
Kimse bakmıyor yüzüne,
Kimse dinlemiyor sözünü.
Hâlbuki bir baksalar gözüne,
Kim bilir nasıl ısıtacak,
Nasıl neşe katacak
O sıkıcı, tekdüze hayatlarına.
Ey kibritçi kız, sana diyorum,
Duy sesimi, uzat elini.
Kaldırayım seni yerden,
Bana gel, sokul yanıma.
Yapraklarım örtsün üstünü,
Köklerim yastık olsun sana.
Dallarım çatı,
Gövdem duvar olsun.
Ey küçük, burnu kızarmış kız,
Duy sesimi, takip et
Yapraklarımın hışırtısını.
Bana gel,
Korusun bu yaşlı gövdem,
Biraz olsun ısıtsın
O masum yüzünü
(Mısra Fındıklı)
Alıyor musun o kokuyu
Hissediyor musun o tatlı sıcaklığı
Görüyor mu gözlerin
Duyuyor mu kulakların
Senin de içini ısıtmıyor mu
Sana da huzur vermiyor mu
Gökkuşağının renkleri
Sen de dokunmak istemez misin
Koşmak uçurtma uçurmak
Tatlı cıvıltıları dinleyip
Kuşlarla şarkı söylemek
Top oynamak
O hafif meltemin altında
Hışır hışır yapraklarla
Meşe ağcının orda
Sincaplarla piknik yapmak
Sen de istemez miydin?
🌞🌛
Yazar "Mısra"