Büyük şehirlerde oturup halk icin düşünmek ne kolay… Buraya gelmeden önceki iyi niyetli aptallığımı düşünüyorum; içimi bir halk dalkavukluğu kaplanmıştı. Bizi nasıl kandırdılar, aldattılar, sonunda halk dalkavuğu yaptılar. Halk bilir, halk her şeyi bilir, halkta büyük bir sezgi vardir!
Yalan, hepsi yalan… "halk her şeyi bilir" demek dalkavuklugu bile, halkı kendilerinden ayrı, bambaşka, umacı, koskocaman bir dev yaratık görmek değil de nedir? Yalandan halkı sever göründükçe, halka dalkavukluk ettikçe, bu yalanlara gerçekten inanan benim gibi tektük kişiler, bilgisizliğin, görgüsüzlüğün, geriliğin kızgın, sonsuz çölüne sızan cılız sular gibi kuruyup, bitip gidecegiz.
Burda her şey lafa dayanıyor. Çünkü başka hiçbirsey yok. Bu insanlar kendi felaketlerinden, mutsuzluklarından bile bir eğlence çıkartıyorlar; kendileriyle bir güzel alay ediyorlar. Bu bir sakli intikam mı, nedir?