Bir ülke düşünün ki, o ülkenin bir profesörü, bir şairinin geceye saçtığı yıldızlardan rahatsız olsun ve bunun altında bir kötü düşünce arasın. Böyle bir ülkeden, yıldızlara yol almasını bekleyebilir misiniz?
Simdi cok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz.
Bizim hepimizin icinde zübüklük olmasa, bizler de birer Zübük olmasak, aramızdan
böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte
başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz,
kendi zübüklügümüzden yaratıyoruz. Sonra, kendi zübüklükterimizin bir tek
Zübük'te birleştiğini görünce ona kızıyoruz. (…)
Benim icin şimdilik tek amaç, burdan kurtulmak. Ama gercekten zubuklerden,
kendi zübüklügümüzden kurtulabilecek miyiz? Iste bu soruya cevap veremediğim
için nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilemiyorum. Yeni gideceğim yerden sana
mektup yazar, once kendi zübüklügümden kurtulup kurtulamadığımı anlatırım.
Ruh çöküntüsü icinde gittikçe kendimden ayrılıp başka bir insan oluyorum. Bu umutsuzluk, ne yapmam gerekli olduğunu bilmememden geliyor. Ne başkaları için yaşayabiliyorum, ne kendim için … Başkaları icin yaşayabilsem kendim icin yaşamış olacağımı, mutlanacağımı biliyorum, ama nasil?…