Koşullar hepimiz için aynı. Arızalı bir uçağa binmişiz gibi. Sanşı yaver gidenler olduğu gibi şanssız olanlar da vardır. Güçlü kişiler olduğu gibi zayıf olanlar da vardır, nasıl ki zenginler olduğu gibi fakirler de varsa. Fakat, sıra dışı bir güce sahip olan kimse yoktur. Herkes aynıdır. Bir şeylere sahip olanlar sahip olduklarını bir gün kaybetmekten endişe eder, hiçbir şeye sahip olmayanlar da ömür boyu asla bir şeye sahip olamayacak mıyım acaba diye düşünürler. Herkes aynıdır. Bu yüzden, bunu fark eden kişi bir an önce daha güçlü olmak için çaba göstermelidir. Güçlüymüş gibi yapsa da olur. Sence de öyle değil mi? Gerçekten güçlü olan kimse yoktur. Güçlüymüş gibi yapanlar vardır yalnızca."
"Ye are the salt of the earth." *İncilden alıntı. "Yeryüzünün tuzu sizsiniz."*
"?"
"Ama tuz tadını yitirirse, bir daha ona nasıl tuz tadı verilebilir?"
Zamanın tortusu içinde uykuya dalmak isteyen bilincimi bira ve sigara ile ayık tutarak yazıyorum bunları. Defalarca duş alıp, günde iki kez sakal tıraşı olup eski plakları art arda dinliyorum. Aslında tam şu anda da arkamda de-mode Peter, Paul and Mary çalıyor: "Don't Think Twice, It's All Right."
Herkes bir gün ölür. Ama ölene kadar bir şekilde elli yıl falan yaşamak zorundasındır ve bir sürü şeyi düşünerek elli yıl geçirmek, açık konuşayım, hiçbir şey düşünmeden geçireceğin beş bin yıldan çok daha yorucudur.