Sude

Sude
@Solivaganotes
ne bilsin, olağanüstü hallerin ta kendisiyim. dokuz canlı bir kediyim, sekizini yitirdim, ne bilsin.
"Seni hayata bu kadar bağlayan ne türlü bir sebep var?" "Bir değil, bin sebep var, üstadım. Hava, gökyüzü, sabah, akşam, ay ışığı, dostlarım olan serseriler, yosmalarla yaptığı mız gevezelikler. Paris'teki güzel mimari eserler, yazmakta olduğum üç kitap. Hangi birini sayayım, bilmem kil Anak-sagoras: "Ben dünyaya güneşi hayran hayran seyretmek için geldim..." dermiş."
Reklam
İnsan bir kötülük yapmaya kalkıştı mı, bunu sonuna kadar yapmalı. Kötülüğe başlayıp yarı yolda durmak kadar büyük delilik yoktu. İnsan bir cinayeti sonuna kadar işledi mi zevkten çılgına döner. Bir papazla bir büyücü de, bir zindanın zeminindeki ot yığını üzerinde zevkten eriyip gidebilirler adeta!

Sude

, bir kitap okudu
Puan vermedi·559 syf.·
13 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 00:00
·
2026 1. kitabı
Victor Hugo
8.5/10 · 42,1bin okunma
Bir gün odamın penceresindeydim. O gün hangi kitabı okuyordum bakayım? Of! Kafamın içi karmakarışık! Neyse kitap okuyordum. Pencerem bir meydana bakmaktaydı. O sırada bir tef ve şarkı sesi işittim. Daldığım düşüncelerden böylece rahatsız edildiğim için meydana baktım. Benim o andagörmekte olduğumu başkaları da görüyorlardı. Fakat bu, insan gözü için yaratılmış bir manzara değildi. Vakit öğle üzeriydi. Güneş pırıl pırıl parıldıyordu. Kaldırımların üstünde bir kız dans etmekteydi. Öyle güzel bir kızdı ki, Tanrı görse, onu Meryem Ana'dan üstün tutardı, kendine ana diye seçerdi Tanrı dünyaya geleceği sırada bu kız da yaşamış olsaydı, muhakkak ki ondan doğmuş olmak isterdi! Bu kızın enfes siyah gözleri vardı. Siyah saçlarının birkaç teli, güneş vurdukça, sarı sırma gibi ışıldıyordu. Öyle kıvrak dans ediyordu ki, hızdan ayakları görünmüyordu. Başının etrafında, saçlarının arasında yuvarlak madeni levhalar vardı. Bunlar da gün ışığında parıldıyor, alnında yıldızlardan bir taç meydana getiriyordu. Pullu elbisesi, tıpkı bir yaz gecesi gibi, binlerce mavimsi kıvılcım saçmaktaydı. Çevik, esmer kollarını belinin etrafında bir kuşak gibi kavuşturup kavuşturup çözüyordu. Vücudunun biçimi harikulade güzeldi. Bu vücut güneşin ışığı içinde ayrıca ışıklı bir şeymiş gibi insanın gözünü alıyordu. İşte bu kız sendin. Şaşırmıştım, sarhoş gibi olmuştum, büyülenmiştim.
Saint-Antoine Kalesi'nde, Paris Adliye Sarayı'nda, Louvre Sarayı'nda bu yeraltı binaları hapishane olarak kullanılırdı. Bu hapishanelerin katları korkunçluğun çeşitli derecelerinin sıralandığı bölgeler halindeydi. Dante de "Cehennem" için bunlardan daha uygun bir şey bulamaz. Bu huni şeklindeki zindanlar genel olarak kuyu gibi bir yerde son buluyordu. İste Dante, şeytanı böyle bir yere yerleştirmiştir. Ortaçağ in toplumu ise bu yere idam mahkûmunu yerleştirirdi.
Reklam