İşte bu nemli, paslı ortamda biz kadınlar birbirimizi ıslak, çıplak görüyor, memelerimizdeki, kar-nımızdaki ameliyat izlerini, kalçamızdaki morluğu, sırtımızdaki benleri birbirimize gösteriyor ve talihsizliklerimizden bahsediyoruz. Kocalardan, çocuklardan, yaşlanan ana babalardan yakınılıyor. Hiç suçluluk duygusuna kapılmadan yasak düşünceler ortaya saçılıyor.
Kayıpları, felaketleri sindirmeye çalışırken havuz suyunun hiç de o kadar duru olmadığını fark ediyorum. Acı, ıstırap kokuyor, zehirli. Ve sudan çıktığımda belirsiz bir kaygıya kapılıyorum. Bütün o ıstırap arada sırada kulağıma kaçan su gibi üzerimden kayıp gitmiyor, ruhuma yuvalanıyor, bedenimin her köşesine sızıyor.