Hiçbir insan hayatı, acıdan ya da can sıkıntısından azade değildir: Şu halde insanın Esasen doğanın kendisini en iyi şekilde donattığı iki kötülükten birine maruz kalması, kaderin özel bir takdiridir; yani doğa, neşenin bol olduğu yere katlanılsın diye çokça acı, aklın bol olduğu yere ise bol bol boş eğlence gönderir -Fakat bunun tersi mümkün değildir. Zira akıl, acıyı çifte katlayarak misliyle hissettirir ve akıldan yoksun olmayan neşeli bir mizaç için yalnızlık ve uğraşsız eğlence büsbütün katlanılmaz dır.
Engelleri aşmak, insan var oluşunun en büyük zevkidir; Onun için daha iyi bir şey yoktur. Engeller harekete geçmekte ve bir şeyler yapmakta olduğu gibi sırf maddi nitelikte olabilir ya da öğrenmekte ve araştırmakta olduğu gibi düşünsel nitelikte olabilir. Bunlarla mücadele edip zafer kazanmak insan var oluşunun en büyük zevkidir. Fırsatı yoksa elinden geldiğince yaratır. Bu durumda doğası onu bilinçsizce ya kavga aramaya, Entrika kurmaya, üçkağıtçılık ya da başka kötülükler yapmaya zorlar. Duruma göre.
Bizden daha iyi görünenlerdense daha kötü durumda olanları gözlemleyin. Asıl kötülüğümüz için başkalarının daha büyük acılar çektiğini gözlemlemekten daha etkili bir teselli yoktur.
Sahip olmadığımız şeylere bakarken, "benim olsaydı nasıl olurdu? " diye düşünme eğilimindeyizdir ve İşte böylece yokluğu hissederiz. Oysa Bunun yerine sahip olduğunuz şeyler için sık sık şunu düşünmeniz gerekirdi: "bunu kaybetsem ne olurdu?"