Fatih Süleyman Solak

Fatih Süleyman Solak
@Solomonss
İnsanın ruhu, evrenin çıbanı ve tümörü olduğunda kendine saygısızlık eder, zira insan çoğu şeyi bizzat kendisi için yapar. Çünkü meydana gelenlerden hoşnut olmamak, diğer her şeyin özünü içinde barındıran doğaya karşı isyandır. Ruh, bir insandan tiksintiyle uzaklaştığında, ya da sinirlenenlerde olduğu gibi karşısındakine zarar vermeye niyetlendiğinde de kendine saygısızlık eder. Üçüncüsü zevk ya da acının hâkimiyetine girdiğinde de ruh kendine saygısızlık eder. Dördüncüsü rol yaptığı, gerçeğe aykırı, sahte bir şeyi yaptığı ya da söylediğinde ruh kendine saygısızlık eder. Beşincisi herhangi bir teşebbüsünü ya da tutkusunu amacı olmayan bir şeye yöneltirse ve hesapsız, tutarsız bir şekilde herhangi bir şeye çaba harcarsa, ruh yine kendine saygısızlık eder; en ufak şeylerin bile belli bir nizama göre sonuna kadar yapılması gerekir. Düşünebilen bir canlı için amaç, saygın kentin ve devletin sözüyle, kanunlarıyla hareket etmektir.
Sayfa 18 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Üç bin yıl ya da bunun binlerce katı fazlasını yaşayacak olsan da hiç kimsenin hâlihazırda sürdürdüğü hayattan başka bir hayatı kaybetmediğini ve kaybetmekte olduğu hayattan başka bir hayat yaşamadığını unutma. Bu yüzden hayatın en kısası da en uzunu da aynı kapıya çıkar. Çünkü şimdiki zaman herkes için aynıdır, bu yüzden geçmiş zaman da aynıdır ve yitip giden sadece bir andır. Herhangi biri ne geçmişi ne de geleceği yitirmemiştir. Birinin sahip olmadığı şeyi, herhangi birisi nasıl söküp alabilir ondan? Bu yüzden şu iki şeyin unutulmaması gerekir: İlki, ezelden beri her şey aynıdır, hep aynı döngülerdir tekrarlanan ve hiçbiri farklı değildir; herhangi biri, yüz ya da iki yüzyılda, ya da sonsuzlukta hep aynı şeyleri görür. İkincisi, bir kişi çok uzun yaşasa da çok kısa yaşasa da aynı şeyi yitirir. Bu da şimdiki zamandır ve insan sadece bundan mahrum olabilir; nihayetinde insan yalnızca buna sahiptir ve hiç kimse sahip olmadığı şeyi yitiremez.
Sayfa 18 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Her şey nasıl da çabucak yitip gidiyor, bir yandan evrenin içerisinde insanların bedenleri, diğer yandan ise ebediyette onların anıları. Duyularla algılayabildiğimiz her şeyin doğası nedir ve bilhassa bizi zevkle baştan çıkartan, acıyla ürküten ve beyhude övülen şeylerin doğası nedir? Bunun nasıl değersiz, aşağılık, pis, fâni ve ölümlü olduğunu zihnen kavramalıyız. Kanaatleri ve sözleriyle şan şöhret temin edenler kimlerdir? Ölüm nedir peki? Birisi ölüm olgusunu yalnızca kendi içinde değerlendirip inceleyecek olursa, onunla ilişkili bütün kaygılar ortadan kaybolur, ölümün doğanın işinden başka bir şey olmadığı anlaşılır. Eğer doğanın işi birini ürkütüyorsa, o kişi çocuktur. Ölüm sadece doğanın işidir ve hiç kuşkusuz doğayla uyumludur. Bir insan hangi parçasıyla ve nasıl tanrıya temas eder, o esnada bu parçanın nasıl bir özelliği vardır?
Sayfa 17 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
... İnsanı daha kötü yapamayan bir şey nasıl olur da insanın yaşamını daha kötü yapar? Fakat evrenin doğası bir kötülüğün farkına varmışsa, cehalet ya da bilinçsizlikle bir hataya düşmez, bunu hatalı bir şekilde bırakmaz. Evrenin doğası yetenek ve güçten yoksun değildir, herhangi bir yerde iyilik ve kötülükler ayrım gözetmeksizin hem iyi, hem de kötü insanların başına gelir. Gerçekten de ölüm ve yaşam, şöhret ve tanınmamışlık, acı ve zevk, zenginlik ve fakirlik, bunların hepsi hiçbir ayrım gözetmeksizin hem iyi hem de kötü insanların başına gelir. Çünkü bunlar ne onurlu ne de utanç vericidirler. Yani ne iyidirler ne de kötü.
Sayfa 16 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Hataları oldukça geniş bir şekilde mukayese etmiş Theophrastos, bilgelikle yaptığı değerlendirmesinde arzular yüzünden yapılan hataların, öfke yüzünden yapılanlardan daha ağır olduğunu söyler. Çünkü öfkelenen birisi üzüntüyle ve bilinçsiz bir vicdan azabıyla düşünceden sapmış görünür. Fakat arzular yüzünden yanlış yola sapan birisi, yaptığı hatalarda zevk ve tutkunun kölesi olmuş, daha iradesiz ve daha kadınsı biri gibi görünür. Öyleyse Theophrastos felsefeye layık bir şekilde, arzu yüzünden hata yapmanın, üzüntüyle hata yapmaktan daha mühim olduğunu söylerken haklıydı. Sonuçta üzüntüyle hata yapan, ilk olarak haksızlığa uğramış ve üzüntüsünden öfkelenmeye mecbur bırakılmış biri gibi görünür. Fakat arzu tarafından yönetilen biri, dürtüsünden dolayı kötülük yapmaya sürüklenmiş birisidir.
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu