Fatih Süleyman Solak

Fatih Süleyman Solak
@Solomonss
1939'da, Avrupa'da II. Dünya Savaşı'nın başladığı yıl, Amerika Birleşik Devletleri'nin en büyük kenti New York'ta Dünya Fuarı düzenlenmişti. Bataklık bir arazi (bir zamanlar adı Corona Çöplüğü'ydü) üzerinde, bazıları üçgen prizma, küre ve koni biçiminde olan bir grup çarpıcı bina yükseliyordu. Dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler burada "Yarının Dünyası"nı görebiliyorlardı. Bu fuarı düzenleyenlerin zihinlerinde canlandırdıkları gelecek ve gelecekte neler olacağına ilişkin düşünceleri, bize o günden bu yana teknolojinin elde ettiği başarıları değerlendirme olanağı veriyor. Fuarı düzenleyenler bazı konularda yanılmışlardı. Tıbbın kısa süre içinde kanser hastalığını alt edeceğini sanmışlardı. Makineler sıvılaştırılmış havayla çalışacaktı. Herkes, gereksinimi kalmadığında atabileceği kadar ucuz ve neredeyse ağırlıksız evlerde yaşayacaktı. Fakat fuarı düzenleyenler birkaç şeyi de doğru tahmin etmişti. Uzun, güzel görünümlü, klimalı otomobillerin bir kentten diğerine 14 şeritli otoyollarda çabucak gideceğini tahmin etmişlerdi. Çok kısa bir süre önce icat edilen televizyonun her eve gireceğini söylemişlerdi. (Fuarın açılışına gelen ziyaretçiler küçük siyah beyaz televizyonlarda ABD başkanı Franklin Roosevelt'in bir konuşmasını izlemişti.) Fuarı düzenleyenler uzaya fırlatılan roketleri de önceden bilmişti, ama bu roketlerin toplardan atılacağını ve Dünya'nın çevresinde yolcu taşıyacağını düşünmüşlerdi. Fakat asıl önemlisi şu: Fuarı düzenleyenler II. Dünya Savaşı'nın birkaç yıl içinde getireceği şaşırtıcı değişiklikleri görememişlerdi, doğrusu bu yüzden de suçlanamazlar. Bu değişikliklerin arasında radar, penisilin, helikopter ve atom bombası vardı. Daha sonraki hayret verici şeyleri de pek hayal edememişlerdi: Nükleer reaktörler, transistorlar, fiber optik, organ
Sayfa 437 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
1946'da (savaş sona ermişti) Eckert ve Mauchly bilgisayarlarının yapımını tamamladı. Bilgisayara ENIAC (Electronic Numerical Indica-tor and Computer - Elektronik Sayısal İntegral Makinesi ve Bilgisa-yar) adını verdiler. ENIAC 2,5 metre yüksekliğinde, 25 metre uzunluğundaydı ve ağırlığı sekiz otomobilin ağırlığına eşitti. 1940'ların ölçütlerine göre çok hızlıydı. Bir saniyede 5.000 işlem yapıyordu ve bir top mermisinin izleyeceği yolu merminin hızından daha hızlı hesaplıyordu. (Fakat bazen sorun çıkarabiliyordu. Bir keresinde ENIAC'ın içine giren bir gece kelebeğinin cihaza kısa devre yaptırarak, "hata"ya [İngilizcesi, ufak böcek anlamına gelen, bug] yol açtığı söylenir.)
Sayfa 439 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
4 Ekim 1957 gecesi bir boru sesi duyuldu, ortalığı alevler kapladı ve gök gürültüsü gibi bir gürlemeyle Rusya'nın roketi havalandı. Uzaya dünyanın ilk yapay uydusunu taşıyordu, basketbol topu büyüklüğünde parlak bir küreydi bu. Adı Sputnik'ti, yol arkadaşı anlamına geliyordu. İzleyenler, "Havalandı! Bebeğimiz havalandı!" diye bağırıyordu. Kimisi dans etti, kimileri birbirlerini öptü ve rokete el salladı. Roket ve Sputnik gözden kayboldu, sonra da birbirlerinden ayrıldılar. Sputnik birkaç ay boyunca sinyaller göndererek bir buçuk saatte bir dünyanın çevresinde bir tur attı. Artık Amerikalılar, kapitalizm ve özgürlüğün üstünlüğünü kanıtlamak için acele etmek ve Ruslarla yarışmak zorundaydı. Sputnik'in başarısından iki ay sonra, 1957 yılının Aralık ayında Florida'da bir uydu fırlatmayı tasarladılar. Dünyanın dört bir yanından gazeteciler geldi, herkes yağmurun dinmesi ve sonunda o büyük anın gelmesi için iki gün bekledi. Roket bir metre kadar havalandı, durdu, yere yıkıldı, parçalandı ve yandı. Hiç de akıllıca olmayan bir biçimde Vanguard [Öncü] adı verilen küçük uydu roketten ayrılıp yuvarlandı, durdu ve cıvıltı gibi sesler çıkardı. Bir İngiliz gazetesi bu fiyaskoyu "Kaputnik" başlığıyla verdi. Japonya'da bir gazete de, "Amerikan biliminin Pearl Harbor'ı" yorumunu yaptı. Birleşmiş Milletler'de Rus temsilciler, Amerika Birleşik Devletleri'nin az gelişmiş ülkelere yapılan türden bir yardıma gereksinimleri olup olmadığını sordu. Ruslar da başarısızlıklar yaşamıştı, fakat en kötüsünü on yıllar boyunca dünyadan sakladılar. 1960 sonbaharında keşif tarihinin en büyük dehşetini yaşamışlardı. Uzmanlar Mars'a yollanmak üzere üç roket hazırlamış, fakat bunlardan ikisi fırlatılıştan sonra başarısız olmuştu. Üçüncü roketi denediklerinde roket ateşlenmemişti. Komutan uzmanlarına
Sayfa 447 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
8/10
·478 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2025 00:00
James C. Davis'in İnsanın Hikâyesi, insanlık tarihini sade, akıcı ve anlaşılır bir dille anlatan kapsamlı bir kitaptır. Kitap, insanın evriminden günümüz toplumlarına kadar olan süreci kronolojik bir sırayla ele alırken, tarih boyunca gelişen kültürleri, dinleri, devletleri ve ekonomik sistemleri de inceler. Kitap, insanın Afrika’da ortaya çıkışıyla başlar ve avcı-toplayıcı toplumların nasıl yaşadığına dair bilgiler sunar. Tarım devrimiyle birlikte ilk yerleşik hayatın başladığını ve bunun sonucunda büyük uygarlıkların ortaya çıktığını açıklar. Antik Mısır, Mezopotamya, Yunan ve Roma uygarlıkları gibi büyük medeniyetlerin nasıl yükseldiğini ve çöktüğünü detaylandırır. Orta Çağ’a gelindiğinde, Avrupa’da feodalizmin yükselişi, İslam dünyasındaki bilimsel ilerlemeler ve Çin’in güçlü imparatorlukları gibi konular ele alınır. Kitap, Rönesans ve Aydınlanma Çağı’nın insan düşüncesini nasıl değiştirdiğini, keşifler çağıyla dünyanın nasıl küreselleştiğini ve sanayi devriminin toplumları nasıl dönüştürdüğünü anlatır. Son bölümlerde, 20. yüzyıldaki dünya savaşları, Soğuk Savaş, teknoloji devrimi ve küreselleşmenin etkileri ele alınır. Davis, tarih boyunca insanlığın büyük ilerlemeler kaydettiğini ancak savaşlar, salgınlar ve doğal afetler gibi büyük felaketlerle de karşı karşıya kaldığını vurgular. Genel olarak İnsanın Hikâyesi, tarih boyunca insanlığın nasıl değiştiğini merak eden herkes için kapsamlı ama anlaşılır bir kaynak sunar. Yazar, akademik bir dili değil, herkesin kolayca anlayabileceği akıcı bir anlatımı tercih ederek insanlık tarihini bir öykü gibi anlatmaktadır. Bu yönüyle, hem tarih meraklıları hem de konuya yeni ilgi duyanlar için ideal bir eserdir. ChatGPT
İnsanın HikayesiJames C. Davis · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2016731 okunma
8/10
·478 syf.··
Beğendi
·
50 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2025 00:00
·
2025 11. kitabı
James C. Davis
8.5/10 · 731 okunma