Senin ne işin vardı orada? Herkesin işine karıştın, işin olmadığı halde. Ölmek bile, kendilerine böyle bir görev verilenlerin işidir. Kendine oyunlar buldun. Başkalarının katılıp katılmadığına aldırmadığın oyunlar. Herkesi yargıladın bu oyunlarda. Bu arada beni de yargıladın, bana da haksızlık ettin. Ben de bir oyun yazsam, sonunda haklı çıkmak için kendini öldürdüğünü söylesem. Bu oyunu sevmedim Turgut. Ben oyunlarda bana saldırılmasını sevmem. Ben oyun istemiyorum artık; ne oyun ne gerçek, senin ölmen gibi bir gerçek beni sarsmamalı Selim.
Hayatında ilk defa başka bir insan olma özlemini duydu. Hiç bilmediği bir içkinin susuzluğu gibi bir duygu. Değişebilmek. Kendinin bile tanımayacağı yeni bir varlık olmak. Bütün canlıların olanca güçleriyle karşı koydukları bir değişim, bir başkalaşım. Korkutucu ve aynı zamanda çekici bir eğilim. Hücreler bütün güçleriyle dış etkenlere karşı koyar ve vücuda girmek isteyen yabancı unsurları dışarı atmaya çalışırken değişebileceğini düşünmek, insan için ne kadar zordu. Değişmek, kendine yabancılaşmak demekti.
İntihar bir akıl hastalığıdır ve ancak bir akıl hastasının körleşmiş duygularının sağladığı bir soğukkanlılıkla başarılabilir. Muhakkak bir iz bırakmıştır, aksine ihtimal veremiyorum.
Masum insanlara kötülük ediyorlar, gerçek olaylara karşı güvenimizi sarsıyorlar. İnanarak dinlememizi güçleştiriyorlar. İnsan her sözü kuşkuyla karşılıyor artık. Gerçekle düş birbirine karışıyor, yalanın nerede bittiğini anlamıyorum. tutunacak dalımız kalmıyor. Tutunamıyoruz.