"Yıllardır aradığını bulur bulmaz yitirmesine sebep olan bu saçma, alaycı düzene boyun eğmiş gibi kendini koyverdi. Şimdi ona istediklerini yapabilirlerdi."
Kitabın son sayfasından olan bu alıntı, kitabı anlamak için mükemmel bir başlangıç. Kitabın ilk sayfasından beri başkarakter - yani C.- bir arayış içinde. İnsanın doğumunda, başkaları tarafından kendinden habersizce verilen adının önemsiz olduğunu düşünüyor. Bu yüzden adını kullanmıyor. Kendini 'aylak' olarak tanımlıyor. Bu yönüyle o yılların aydın ve entelektüel bireyini sembolize ediyor. Kitapta, bireyin yalnızlaşması, kendini toplumdan soyutlamasının çok iyi ifade edildiğini düşünüyorum. Toplumun basmakalıplıkları, insanların samimiyetsiz tavırları eleştiriliyor. Hayatta hepimizin tutunacak bir şeyleri olması gerektiğinden bahsediyor. İş gibi, para gibi, aile gibi. C. tek gülünç olmayan tutamağın gerçek sevgi olduğunu düşünüyor. Aradığı şey de bu: kendisini içten sevecek bir kadın. Onun istediği alışılmışlıklardan oluşan hayatın rahatlığı değil. Yenilik istiyor. Çaba istiyor. Normal insanlardan, sıradan hayatlardan, alışkanlıklardan korkuyor.
Postmodern romanın topluma bakışı, 60'lı yıllardaki aydınların bireyselleşi romanda başarılı şekilde işlenmiş. Postmodernizmde sıklıkla gördüğümüz bilinç akışı, leitmotif, iç konuşma gibi anlatım teknikleri başarıyla kullanılmış. Karakterlerin psikolojik durumlarını çok iyi anlıyoruz okuyunca. C. yaşadığı çevrede kendini turist gibi hissediyor. Oraya ait değilmiş, yabancıymış gibi. Çocukluğundan, özellikle babasından kalan travmaları var. Babası neyse o tam tersi olmak istiyor. Çalışmıyor, bu yüzden aylak. Ama sinemaya gidiyor, kitap okuyor, lokantalarda yemek yiyor. Para sıkıntısı yok. Herkesin isteyebileceği bir hayat sürüyor. Buna rağmen mutlu değil. Aradığını
İnci Aral'ın kişiliğini, yazarlığını ve düșüncelerini daha iyi anlaması için okura çok yardımcı olan bir kitap. Onu daha iyi tanımamı sağladı. İnci Aral'a olan hayranlığımı güçlendirdi.
Henüz sanatçının tüm kitaplarını okumadım ama şimdilik bu kitap en sevdiğim diyebilirim.
Okurken zaman akıp gidiyor, zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden bitiriverdim. Duyguları hikaye anlatır gibi anlatmış. Yalnız Bir Opera şiiri sanatçıyla tanışmamı sağlayan şiir. Ayrıca bu kitabın en sevdiğim kısmı. Bu şiirde ayrılığı işleme şeklini etkileyici buldum. Öyle basmakalıp ve gereksiz mübalağalı bir şekilde anlatmamış. Çok gerçek hissettiriyor.
Kadırga bölümünü ayrıca sevdim. Bahsettiği ortamı yaşatıyor, o maceranın içindeymişim gibi bir his uyandırıyor. Sanki oradaymışım da biri arka planda bu şiiri okuyormuş gibi.
'Yaz geçer, yine gelir.' diyerek başlayıp yaz bitti diyerek bitiriyor sanatçı kitabını. Sayfaların arasında türlü türlü duygular geçiyor okurken. Bazen bir hüzün rüzgarı, bazen bir umut kırıntısı gelip gidiyor. Bazen minik bir gülümseye sebep oluyor, bazen aşk dolu hissettiriyor...
Ben de kitabın sonlarındaki bir dizeyle bu incelemeyi sonlandırayım.
'yaz bitti
bitmeyen bir şeyler kaldı geride'
Yaz GeçerMurathan Mungan · Metis Yayınları · 19946,6bin okunma
Şiir sevenlerin okuması gereken bir kitap. Sanatçının daha önceden okuduğum eserlerini daha çok beğenmiştim. Bu kitap Murathan Mungan'ın 1997-2004 arasında yazdığı şiirlerinden oluşuyor. Bu kitabı ve sonraki eserlerini karşılaştırınca, bir şair olarak kendini geliştirmiş olduğu görülüyor.
Murathan Mungan'ın şöyle bir özelliği var: Bazı şiirlerini; şiirin kendisinden bile daha etkileyici olan, vurucu dizelerle bitiriyor. Her seferinde o dizeleri not almaktan kendimi alamıyorum. Sadece o dizeler bile eserlerini okunmaya değer kılıyor bence. Yalnızlık, ayrılık ve aşk üzerine olan şiirleri ayrı, Köşedeki Kahve bölümündeki daha genel konuları olan şiirleri ayrı bir haz veriyor.
Başarılı bulduğum, bazen bana 'keşke şiir yazacak kadar duygusal ve yetenekli olsam' dedirten bir şair. Şiirle ilgileniyorsanız okuyun derim.
Kesinlikle okunmalı.
Ümit Yaşar Oğuzcan gibi başarılı bir sanatçının her açıdan muhteşem olan kitabı. Mektupların yer aldığı kısım kesinlikle en sevdiğim yer. Ümit Yaşar'ın hem bu kadar karamsar hem de bu kadar ümitli olması çok etkileyici. Bir yandan hayata karşı olumsuz bir bakış açısı ama bir yandan da apayrı bir umut. Özellikle şiir okumayı seviyorsanız okumalısınız.