Açıkçası bir çok konudan felsefik çıkarımlar bulmayı umduğum bir kitaptı. Kitabın kendi vizyonu yönünde bir sıkıntı yok, sanırım ben daha farklı şeyler bekledigim için hayal kırıklığına uğradım. Bazı konularda çıkarım yapmak için zorladım kendimi. Fakat bazı maddelerde de mesaj oldukça açıktı. Savaş kelimesi de içinde çok şey barındırıyor. İnsan normal bir savaş içerisindeyken bile öncesinde kendi benliğiyle sonra düşman ile savaşır. Belkide bu yüzden beklentim ilk olarak içsel savaş yönünde tavsiyeler vermesiydi, bilmiyorum.
Bu yüzden içimde yer alan farklı duyguları ve farklı kimlikleri bir orduya benzeterek ve bu orduyu nasıl yönetebilirim sorusunu düşünerek mesajları almaya çalıştım.
Örneğin "Savaş sanatı düşmanın üzerimize gelmemesini ummayı değil onu karşılamaya hazır olmayı öğretir." Bana içimde yer alan ve açığa çıkan her duyguyu kabul etmemi, kaçmamayı tekrar farkettirdi. Belki bazı kişiler için bu çıkarımlar zorlama gelebilir, olabilir.
Kim hangi pencereden bakarsa onu görür, ben de duygu penceresinden bakarak okumayı seçtim bu kitabı.
Yine de tavsiye ediyorum, farklı zihinlerde farklı çıkarımlar oluşabilir. Beklentiyi çok yüksek tutmamanızı da ayrıca tekrar belirtmeliyim.
Sevgiler.