Sona Axundzadə

Sona Axundzadə
@Sona99
Öğrenci
Azerbaijan Medical University
36 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
“Kendinizden aşağı olana bakın; sizden daha üstün olana bakmayın. Çünkü bu tutum, Allah’ın size verdiği nimeti küçümsememeniz için daha uygundur.” — (Hadis-i Şerif, Müslim, Zühd 9)
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Evet, hayat imtihanlarla doludur. Ve evet, bu imtihanların bazıları insana “Ölseydim daha iyiydi” dedirtecek kadar zor olabilir. Fakat bu zorlukları yaşarken sürekli “Her şey kötü, çok mutsuzum” demek, sadece mutsuzluğu artırır ve süreci daha da zorlaştırır. Bunun yerine başımıza gelen her musibeti “Geçecek” gözüyle görmek, “Bu olay bana ne öğretiyor?” sorusunun peşine düşmek ve bu süreci daha güçlü atlatabilmek için bolca dua etmek, zorluğu tamamen ortadan kaldırmasa da, üzerimizdeki etkisini mutlaka hafifletecektir.
Alıntı
Aslında bu, hayata duyulan öfkedir. Bana gelen imtihanlarla, zorluklarla, hayal kırıklıklarıyla baş edemeyen bir kadın, omzundaki bunca olumsuz duygunun ağırlığıyla annelik yapamaz hâle gelir. Öyle ki, hayatla kavgalı bir insan için çocuğuyla bağ kurmak, neredeyse imkânsız denilecek kadar zor bir hâle gelir. Bu yüzden, hayata dair umudu, sevgisi, içten kabullenişi olmayan annelere çocuklar da adeta bir yük gibi gelir. Çocuk cıvıl cıvıl konuşur, “Kes sesini, başımı şişirdin artık!” Hoplar, zıplar, oynar, “Otur yerinde azıcık, başım döndü!” Bir şey sorar, “Ne kadar da meraklısın sen böyle!” Bir şeyi kurcalar, tanımak ister, “Bırak onu! Git oyuncağınla oyna, yaramaz şey seni!” Bu sözler havada uçuşur… Çocuğun, çocukluğunun bir gereği olarak yaptığı bu masum davranışlar annenin gözüne batar, onu rahatsız eder. Çünkü annenin kalbi zaten doludur. Ve çocuğun küçücük damlaları bile, annenin kabının taşmasına neden olur.Anne kızar,anne bağırır,anne döver.
Alıntı
“Eğer bir kimse herhangi bir konuda abartılı davranışlar gösteriyorsa, bu genellikle o konuda yetersizlik hissettiği içindir.”
Alıntı
“Ben de çocuğuma bağırmak istemiyorum ama kendimi durduramıyorum, öfkemi kontrol edemiyorum.” Bu cümleyi kuran annelere şunu soruyorum: “Eşinize, arkadaşınıza, annenize, kayınvalidenize ya da çalışıyorsanız patronunuza kızdığınızda da öfke kontrolü problemi yaşıyor musunuz? Onlara da bağırıyor, hatta hırpalıyor musunuz?” Tahmin edersiniz ki bu sorulara verilen cevap çoğunlukla “hayır” olur. Çünkü pek çoğumuz, yetişkin hayatındaki ilişkilerimizde gayet saygın, saygılı, tahammüllü ve öfkesini kontrol edebilen bireyleriz. Ama konu çocuk olunca işin rengi değişir. Tüm öfkemiz, bendini yıkmış bir nehir gibi çocuğa doğru akmaya başlar. Bu durumun iki temel nedeni vardır – ve her ikisi de kelimenin tam anlamıyla insafsızlıktır. Birinci neden: Yetişkinlere güç yetiremezken, çocuklara yetirebiliyor oluşumuzdur. Öyle ya: Patronuna bağırırsan kovulma, eşine bağırırsan karşılık görme, kayınvalidene bağırırsan aile içinde büyük huzursuzluk yaşama ihtimalin vardır. Ama çocuğa bağırmak? Bunu pek çok anne “disiplin” adı altında meşrulaştırabilir. Kızgınlığını kontrol etme ihtiyacı duymadan çocuğa boşaltabilir. Çünkü çocuk annesini kovamaz, anneliğinden alamaz, aynen karşılık veremez. Anne güç üstünlüğünü kullanır – farkında olarak ya da olmadan. İkinci neden: Yetişkin dünyasında öfkeyle bağırıp çağıran biri olarak kabul görmemiz mümkün değildir. Bu halimizle sevilmeyiz, dışlanır, yalnızlaşırız. Ama çocuk? Çocuğumuz bize bağırdığımızda da kalır. Bizi terk edemez.
Alıntı