Sona Axundzadə

Sona Axundzadə
@Sona99
Öğrenci
Azerbaijan Medical University
36 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Bir insan kendini çok iyi hissettiğinde, mutlu ve keyifliyken bağırmaz. Bağırmak demek: “Şu an kendimi kötü hissediyorum. İçimde birikmiş öfke, kızgınlık, hayal kırıklığı var” demektir. Ve biz, bu duyguyu sağaltmak, dışarı atmak, boşaltmak isteriz. Oysa bunu ifade etmek için kullanabileceğimiz etkili ve yapıcı pek çok yöntem varken, biz çoğu zaman en ilkel olanı seçer, bağırır, çağırır ve çocuğumuzu hırpalarız.
Alıntı
Reklam
Çocuk hata yaptığında bağıran bir anne, aslında çocuğunun duyması gereken vicdanın sesini bastırmış olur. Oysa olumsuz bir davranışın ardından gelen suçluluk duygusu, değişim için en önemli etkendir. Yanlış yaptığında bağırılan, azarlanan, dövülen, cezalandırılan bir çocuk, yaptığı davranışın bedelini ödediğini düşünür. Bu düşünce, vicdan gelişimini köreltir. Bu durum, sigara yasağına uymayan birinin sadece ceza parasını ödeyerek içmeye devam etmesi gibidir: “Bu parayı öderim, sigaramı içerim” yaklaşımı gibi. “Kardeşimin canını acıttım, karşılığında annem de benim canımı acıttı, ödeştik” diye düşünen bir çocuk, vicdanen kendini kötü hissetmeyecek; yaptığı davranışın gerçek suçluluğunu içinde hissedemeyecektir…
Alıntı
Çocukluk çağının en olumsuz duygulanımları suçluluk, değersizlik ve yetersizliktir. Bu duygular öyle derin, öyle kalıcıdır ki yalnızca çocukluğu değil, yetişkinlik yıllarını da bir kıskaç gibi çepeçevre kuşatarak etkisi altına alır.
Alıntı
Zamanlardan birinde bir derviş müridlerine sorar: — “İnsanlar neden öfkelenince bağırır?” Müridlerden biri cevap verir: — “Çünkü kızgın olurlar ve bunu karşısındaki kişiye duyurmak isterler.” Derviş tekrar sorar: — “İyi ama, kişi kızdığı insanın yanındaysa, duyurmak için bağırmasına gerek var mı?” Müridler bir an durur ve gerçekten gerek olmadığını düşünürler. — “Peki o zaman bağırmanın sebebi nedir?” diye sorarlar dervişe. Derviş şöyle der: “İnsanlar kızınca kendilerini duyurmak için bağırırlar. Bu doğrudur. Çünkü kızdıkları kişi bedenen yanlarında olsa da, kalben uzak olmuşlardır. Bağırmanın amacı, kalbin sesini kalbe duyurmaktır. Ama şunu unutur insanlar: Kişi bağırdıkça, kalp daha da uzaklaşır. Kalpler uzaklaştıkça da daha çok bağırılır.” İşte bu yüzden, kalbi birbirine yakın olan insanlar bağırarak konuşmazlar. Fısıltıyla, gözleriyle, bakışlarıyla anlarlar birbirlerini. Bu bakımdan, her annenin amacı çocuğuna söz dinletmek değil, ‘göz dinletmek’ olmalıdır…
Alıntı
Bağırmak korku kültürünü besler…Fiziken bu denli üstün olduğumuz bir canlıyı bir de ses tonumuzu yükselterek, beden dilimizle saldırıya geçerek disipline etmeye çalışmak çocuğumuzda ilk olarak ‘korku' duygusunu açığa çıkarır."Bana itaat etmezsen canını yakarım" mesajı verir. Bu,zülümdür. Ayrıca korku insanı edilgen ve güçsüz kılar. Kendinden güçlü olana boyun eğmeyi fısıldar…
Reklam