Soner Atabek

Soner Atabek
@SonerAtabek
TOPARLANDIM DEVAM ETTİM HER ŞEYE RAĞMEN Yine de inşa edin UMUTLA BAK Asla Düşünme! adlı eserlerin yazarıyım.
ŞEYTAN’IN KARABİLİM’İ
    ŞEYTAN’IN KARABİLİM’İ Dünyamız tehlikededir... Ülkemiz tehlikededir... Yeryüzü yağmalanmaktadır... Ne varsa “yapay“laştırılmaktadır... Sinsice! Gizli gizli! İçimizden, dışımızdan, insan olmaktan çıkarıyorlar her birimizi! Dönüştürüyorlar... Ve bizler hiçbir şeyin farkında değiliz sanki! Şirk – et’ler artık gizlice yapmıyorlar ki! Açıktan alanen şirk – peşinde olduklarını ilan ediyorlar. Hiçbirimizden ses çıkmıyor %99’u Müslüman olan ülkemde. Nedir bizlerdeki bu körleşme? “Teknoloji” tutkunluğu belkide! Her gün içine çekiyor ve bir bir öldürüyor bizleri! Görmüyormusunuz? Baktığımız yerde gördüğümüzü sandıklarımız artık gerçek değil, sanaldır, yalandır. Sanal bir dünyanın içinde yaşıyoruz.Hayatı bizlere böylesine yaşanmaz kılan şirk – et’ler, çok ince bir zamanlamayla yıllardır, bugün için hazırlık yaptılar. Önce hepimizi o ekranlara bağımlı hale getirdiler. Diziler, filmler, oyunlar... Ellerimizdeki ve duvardaki ekranların içine gömdüler bizi. Dijital dünyanın dini! Dijital “put”lara tapmayı şart koşuyor. Haşa tanrınız da “dijital “dir diyor. Great Reset dedikleri tamda budur! ‘İnsan’la şeytanın iç içe geçmesi. Mikro – alemdeki şirkin, Makro- alemde de tamamlanmasıdır. İnsan zihnini yapay zekaya aktarılmasıdır. Bunu başarabilirlerse, insandan geriye pek bir şey kalmayacak. Şirk-et’ler bize ‘İnsan’a yaşam alanı bırakmayacaktır. Ya damgalıyorlar, ya da sürgüne gönderiyorlar o dijital kamplara. Değerli okurlarım; insan nesli tehlikededir. Virüs, aşı, küresel ısınma, kuraklık, açlık, iç çatışmalar, global ölçekli savaşlar, deprem’ler, ve nükleer. Bunların hepsi önceden planlanmıştır. Ve şirk-et’lerin dünyamızı dijital hale getirmelerini beklemiştir. Bizleri o sentetik yaşama mahküm edebilmek için, akıllı telefonlarımızdan yayılan ışınlar, elektro manyetik alan,
Hayata Dair
Reklam
UYAN ÜLKEM UYAN BAŞIMIZA NELER GELDİ!
"UYAN ÜLKEM UYAN, BAŞIMIZA NELER GELDİ."  ‘Maraş’tan bir haber geldi’ yıkıldı evler, ocaklar söndü. Kimi uykular depremle bölündü. Kimi uykular sonsuzluğa uzadı. Kalanlar uyuyanlara feryatlar, ağıtlar yakarak seslendi. ‘’Uyan ülkem uyan başımıza neler geldi.’’ Uzun zamandır yazamadım deprem ile ilgili... Elim gitmedi,dilim varmadı. Tam manasıyla kaosa uyandık 6 Şubat 2023 Pazartesi sabahına… Milletçe ağladık, feryatlarımız göğe yükseldi. Elimizden geldiğince dilimizin döndüğünce ne varsa yapmaya çalıştık. Yapmaya da devam ediyoruz, edeceğiz. Karıncanın İbrahim a.s.‘ın ateşine su taşıması misali… kimisi ateşe su taşıdı, kimisi odun. ülkem akın akın yıkılan 10 şehrimize koştu, yardımlarıyla ağıtlarıyla bir oldu. Sel oldu aktı. Bu günler birlik olma günüdür. Yaraların birlikte sarılma günüdür. Bu dönemde tarafını iyilikten yana kullanmayanlarıda gördük. Bu birlikteliğe, bu vatan sevgisine ihanet etmek isteyenler, kiralara zam yapıyor. Zaruri ihtiyaçların fiyatlarını yükseltiyor. Nakliye ücretlerini fahiş fiyatlara çekiyor. Deprem üzerinden birkaç günlük dünya için şahsi menfaatler elde etmeye çalışmak, devletimizi ve milletimizi aciz göstermek, provokatif hareketlerde bulunmak insanlık dışıdır. Elbette acımız tarif edilemez büyüklükte, sözlerin kifayetsiz kaldığı zamandayız. Eğer bir şeyler söyleyeceksen, al notunu ve vaktini bekle. Varsa bir hesap, önüne kâğıdı koyarsın. Acılar inince hesabını sorarsın. Ne söyleyeceksen söylersin. Şimdi yaraların sarılma, acıların dindirilme, devletimize ve milletimize sahip çıkma günüdür. Bunların hepsi karakter meselesidir. İşte bu deprem ülkemizin karakterini, vicdanını ortaya koyup gösterdi. Şükürler olsun ki; bu yüce Türk milleti hayırda, yardımlaşmada, birlik ve beraberlikte sınavı en güzel şekilde verdi ve vermeye de
Deprem

Soner Atabek

, bir kitap okudu
Puan vermedi·216 syf.·
2023 8. kitabı
Caner Yaman
7.9/10 · 1.314 okunma
Yıkıldık
DEPREM                                       YIKILDIK!  Ülkece yaşayabileceğimiz en büyük kabuslardan birini yaşıyoruz. Kahramanmaraş'ta üst üste meydana gelen iki depremle korkunç bir yıkım yaşadık ve birçok canımızı kaybettik. Enkaz altında kurtarılmayı bekleyen onlarca canımız var ve kurtulan insanlarımız da çok zor şartlar altında hayatta kalmaya çalışıyor. Depremde sevdiklerini ve yakınlarını kaybeden insanların sözleri ise yüreğimizi acıtıyor, boğazımızda kocaman bir yumru var ve asla geçmiyor...Nefes almaya utanıyoruz. Uyku uyumaya utanıyoruz. Yemek yemeğe utanıyoruz. Canlarımız o beton yığınlarının altında kaldıkça bizim de nefesimiz sıkışıyor, kalbimiz daralıyor. Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Adıyaman, Malatya, Hatay… yaşadığımız bu devasa büyüklükteki deprem 10 şehrimizi yerle bir etti. Değerli okurlarım; Bu depremin geleceğini yıllardır bilim adamları televizyon’larda, çeşitli yayın kuruluşlarında bangır bangır anlatıyordu. Biz bilim adamlarının bu uyarılarına karşı ne yaptık? Önlem mi aldık, yoksa  kulak mı tıkadık? Japonya’da aynı büyüklükte bir deprem olduğunda kimsenin burnu bile kanamazken, bizdeki bu büyük yıkımın sebebi ne? On il ve ilçelerdeki büyük yıkıma karşın Hatay’ın Erzin ilçesi tam fay hattının üstündeyken hiç bir binanın yıkılmaması ve hiç can kaybının olmamasını neye bağlamalıyız? Ya da ikiz binalardan biri enkaz yığınına dönüşürken, yanındaki binanın camının bile kırılmamasının sebebi ne olabilir? Değerli okuyucularım; Yukarıda sorduğum soruların aslında hepsinin bir cevabı var. Sizinle bu konuda bir beyin fırtınası yapalım istiyorum. Tarihin en yıkıcı depremlerine şahitlik eden Japonya geçtiğimiz yıl Fukuşima açıklarında meydana gelen 7,3 büyüklüğündeki depremde sadece 4 kişi hayatını kaybetti.
Deprem

Soner Atabek

, bir kitap okudu
6/10
·308 syf.·
2023 7. kitabı
Yüce Zerey
5.5/10 · 138 okunma
Reklam