TÜRKİYE’NİN AYDINLIK YÜZÜ
Merhaba değerli okurlarım, bugün sizlerle Türkiye’nin aydınlık yüzünü konuşmak istiyorum hazırsanız başlayalım.
Türkiye’deki aydınları, yazarları, hocaları, topluma yön veren kişileri tanıdıktan sonra anladım ki aydınların büyük bir kısmı bu topluma inanmıyor.
Bazı aydınları tenzih ediyorum.
Bu toplumun kötü, olduğunu, düzelmesinin imkânı olmadığı algısıyla hareket ediyorlar. Böyle düşünen aydınlara, yazarlara, neden televizyonlarda saatlerce toplumu tartışıyorsunuz? neden kitap yazıyorsunuz?diye sormak gerekir? ben cevap veriyim para kazanmak ve keyfine bakmak için. Bahsettiğim insanlar
Türkiye’nin en önemli edebiyatçıları, yazarları, aydınları.
Değerli okurlarım,
Topumlar bireylerden oluşur; insan değişen, gelişen, canlı bir varlıktır.
İnsan kötüdür, değişmez önyargısı bir aydın için kabul edilebilir bir durum değildir.
Orta çağ Avrupa’sını hatırlayalım, mezhep savaşları vardı, Avrupa’da şehirlerde oluk oluk kan aktı. Amerika’da yıllarca süren iç savaş yaşandı, barbarlık bir yaşam biçimine dönüşmüştü. Bütün dünya benzeri durumları yaşadı. Fakat değerleri olan toplum olmayı aydınları sayesinde başardılar. O ülkelerin aydınları, yazarları, edebiyatçıları, filozofları, ‘’ bu toplum düzelmez’’ demeyip, taş üstüne taş, tuğla üstüne tuğla koyarak, sanatla, edebiyatla, felsefeyle kendi toplumlarını iyiliğe yöneltmek için bıkmadan usanmadan çalıştılar. Batının bugünkü kültürünü, başarısını, edebiyatla, felsefeyle, sanatla oluşturdular.
Görgü, terbiye, nezaket kuralları, romanlarla aktarıldı, felsefeyle, ahlak oluşturuldu, edebiyatla, adalet duygusu yerleştirildi topluma. Toplumsal ilişkiler, birbirine saygı, birbirinin hakkına riayet etme o toplumun aydınlarıyla yapıldı. Asırlardır filozoflar felsefe yapıyor, düşünce