Atatürk'ü anlamak zor ama ona saçma sapan argümanlarla saldıranları anlamak kolay, yobaz kafalarında neler planladıklarını tahmin etmek güç değil.
Görmek istemeyen göze, duymak istemeyen kulağa ne kadar anlatsan boş ama internette veya başka platformlarda, kitaplarda vs. Atatürk ile ilgili atılan iftiralara, oluşturulan sahte belgelere cevap niteliğinde...
Pek çok kimseye, özellikle de kitapta anlatılanlar gibi ortalıkta dolaşan asılsız yalanlara 'sorgulamadan' inanmaya hazır insanlara objektif olmayan bir kitap gibi gelebilir bu kitap. Ancak Sinan Meydan'ın konuşmalarını ve diğer kitaplarını da incelersiniz tarihe bir bütün olarak baktığını, hepimizin yapması gerektiği gibi Osmanlı'yı da, Cumhuriyeti de 'bizim' diyerek sahiplendiğini görürsünüz. Bu demek değildir ki bu bütün tarihin içinde "eleştirilmesi gereken" yerleri ve kişileri (Vahdettin gibi) allayıp pullasın, bu tarihten' herkes için' dersler çıkarmasın. Zaten belgelere bakıldığında "gerçekler" ortadadır. Sinan Meydan'ın yaptığı da önce belgeli olanı ortaya koymak sonra "akılcı" her insanın yapması muhtemel yorumları yapmak olmuş.
...
Siyaseti topluma fayda sağlamak için değil de belli ideolojiler adına, yalanlarla, çarpıtmalarla kullananlar tarihi belgeleri, söylemleri ve kitapları da çarpıtıyor. Bunu bilinçli olarak yapıyorlar. Zaten oluşturulan gündemlere, yazılan çizilenlere, tv programlarına, dizilere vs bakan herkes toplumun sürüklenmek istendiği zemini az çok görüyor. Çağımız bilgi çağı ama bizim üzerimize ısrarla nefret, ayrılık, çirkeflik, cehalet boşaltılıyor. Bundan sıyrılabilen insan sayısı gittikçe azalıyor. Peki böyle devam ederse ne olacak? İşte, atılan bu iftiralara inanan insan sayısı günden güne çoğalacak, diğer manipüle eden etkenlerle bilikte daha çok ben ben diyen, umursamaz,