Soner Atabek

Soner Atabek
@SonerAtabek
TOPARLANDIM DEVAM ETTİM HER ŞEYE RAĞMEN Yine de inşa edin UMUTLA BAK Asla Düşünme! adlı eserlerin yazarıyım.
OKUNMAMIŞ 1 MESAJIN VAR!
      OKUNMAMIŞ 1 MESAJIN VAR! Merhaba değerli okurlarım; “Okunmamış 1 mesajın var “adlı yazımla karşınızdayım. Hazırsanız başlayalım. Ağrı ya da acı, vücutta bir şeylerin yolunda gitmediğinin mesajıdır. Bunu hepimiz biliyoruz artık. Dünyamıza ve ülkemize verilen bir mesaj var ve bu mesaj hiç okunmuyor. Deprem gibi, deprem de bir olay değil aslında bir olgudur. Arz’ın biz insanoğluna ‘işler yolunda gitmiyor ‘mesajıdır. Aslında Arz’ın acısı, ağrısıdır deprem. Bunun gibi defalarca mesajlar verdi bize fakat bu mesajı kim okudu? Kim anladı? Eğer okuyan ve anlayan olsaydı bugün bu acıları yaşıyor olur muyduk? Tüm dünyada ve ülkemizde farklı zamanlarda ve farklı bölgelerde çok yıkıcı ve farklı depremler yaşamadık mı? Çok acılar çekmedik mi? Biz her seferinde unutup, kendimizi uyuşturup hiçbir şey olmamış gibi gündemimize döndük. Normalleştik! Şu anda olduğu gibi. Eğer bu mesajları okumayı ertelersek, kendimizi kandırmaya devam edersek daha büyük acılar yaşamamız kaçınılmaz olacaktır. Çünkü; insan ve dünya birbirinden ayrı varlıklar değil. Zihin ve beden aynı sibernetik sistemin etkileşimli iki parçasıdır. Gök ve yer birbirinden uzak değil. Madde ve mana birlikte hareket ediyor. Kalbimiz Dünya’nın kalbiyle birlikte atıyor. Yukarıda ne varsa aşağıda da o oluyor. İçerde ne varsa dışarıya o tezahür ediyor. Bu yaşanan olaylar umursanmadıkça, problemler çözülmedikçe, yaralar iyileşmedikçe, İnsan’a ve tüm canlılara değer verilmedikçe, başımızı ellerimizin arasına alıp ‘’benim tüm bu yaşananlarda etkim var mı? İhmal ettiğim görmezden geldiğim, sesimi çıkarmadığım bir şey var mı?” demedikçe kaçışımız devam ediyor. Acılar yine içerde kalıyor ve gün geliyor patlıyor. Hayat, bize yaşanan bu acılar ile ‘’ akıllanın kendinize gelin ‘’ mesajı veriyor. İnsanlık olarak bu mesajı aldık mı?
Hayata Dair
Reklam
"ELİNİZDEKİ TOHUMU EKİN"
  ELİNİZDEKİ TOHUMU EKİN! Hayat uzun ve dolambaçlı bir yol. Kimi nerede, ne bekler bilinmez. Bekleyen şeyler de zamanı gelmeden yaşanmaz. Bazen elde etmeyi hedeflediğiniz şeylerden çok daha farklı şeyleri de buluruz. Değerli okurlarım; Hazreti peygamber(sas) dünya tufanında ümmetine kaptanlık etmek açısından hazreti Nuh’a benzetilir. Onun sözüne kulak verelim. “kıyamette olsanız dahi elinizdeki tohumu ekin “. Günümüzde insanlık kendisini bir kıyametin içinde, tufanda hissediyor. Bir tufanın en büyük savuşturucularından biri de biliyorsunuz ki ağaçlardır. Bir bölgede ne kadar çok ağaç varsa, o bölge tufandan ve selden o kadar emniyette demektir. Her gün depremler, seller, oluyor. Kıyamet kopmuş, her şey bitmiş, hiçbir şey yapmanın manası kalmamış gibi. Peki biz bu felaket asrında ne yapmalıyız? Bu sarmal da bizim hayat felsefemiz ne olmalı? (Bence “Bir yıl sonrasını düşünüyorsanız bir tohum ekiniz, on yıl sonrasını düşünüyorsanız, bir fidan dikiniz, yüz yıl sonrasını düşünüyorsanız, bir insan yetiştiriniz “felsefesiyle yol almalıyız. Değerli okurlarım ; Elimizde bize emanet edilmiş birer tohum var. Mesela sen bir müteahhitsin sağlam bina yaparak elindeki tohumu ekeceksin, sen bir idarecisin olumsuz hiçbir şeye onay vermeyerek elindeki tohumu ekeceksin, sen bir insansın, doğrunun hakikatın yanında, yanlışın karşısında dimdik durarak elindeki tohumu ekeceksin. Sen bir annesin çocukların senin tohumun, bir öğrencisin derslerin senin tohumun, öğretmensin öğrencilerin senin tohumun, hayallerin senin birer tohumun, gitmek istediğin yol, senin birer tohumun, yazmak istediğin bir kitap, kurmak istediğin iş, öğrenmek istediğin dil aklına ne geliyorsa hepsi senin birer tohumun… hepsini emir gereğince toprağına ekmek zorundasın. Çünkü tufandan korunmanın en güzel
İnsan ve Duygular

Soner Atabek

, bir kitap okudu
10/10
·434 syf.·
2023 10. kitabı
Oktay Sinanoğlu
8.9/10 · 5,7bin okunma

Soner Atabek

, bir kitap okudu
10/10
·368 syf.·
2023 9. kitabı
James Churchward
7.8/10 · 1.083 okunma
Kader
                          KADER Merhaba değerli okurlarım bugün sizlerle yaşadığımız bu kötü günlerin ‘kader’ mi yoksa dünyamızı bu hale bizler mi getirdik. Bu konuyu işlemek istiyorum. Hazırsanız başlayalım. Yangınların, sellerin ne zaman ve nasıl olacağını depremlerin ne zaman ve nasıl bir yıkım yapacağını tahmin edebiliyoruz. Halk bu yaşananları biliyor görüyor ve olan bitenin farkında. Bizleri yönetenlerin, aydınların görmediği ve farkında olmadığı ise, halkın bildiği, farkında olduğu. İşte bu görmemezlik ve umursamazlık bazı gerçekleri anlamaktan uzaklaştırıyor bizleri yönetenleri. İnsanı doğayı anlamaktan uzaklaştırdığı gibi, aynı zamanda da kendini doğanın sahibi gibi hissetme yanılgısına soktu. Bu yanılgıya düşen yöneticiler, bugün kendilerini dünyanın merkezine koyup, her şeyi en iyi ben bilirim, ben yaparım diyerek sağlıksız bir bakış açısıyla olayları yorumlamaya koyuldu. En gariplerinden birisi de ‘’ kader’’ anlayışı oldu. O hâlde, bilerek tercih ettiğimiz, hiçbir zorlamaya maruz kalmaksızın karar verip işlediğimiz bir suçu, kendimizden başka kime yükleyebiliriz? Nasıl kader diyebiliriz? Bina yaparken demirden çimentodan çal, sonra yıkılınca kader’ de. Dere yatağına ev yapmaya onay ver sonra kader de. Bu nasıl anlayıştır. Eğer senin yaptığın bina sağlamsa depremde hiçbir şey olmuyor, hile ile yapıldıysa altında kalıyorsun. Sonra kalkıp buna kader diyemezsin. İnsan yaptığından sorumlu olmasaydı, “iyi” ve “kötü” kelimeleri manasız olurdu. Kahramanları takdire, hainleri aşağılamaya gerek kalmazdı. Çünkü, her ikisi de yaptığını isteyerek yapmamış olurlardı. Halbuki hiç kimse böyle iddialarda bulunmaz. Vicdanen her insan, yaptıklarından sorumlu olduğunu ve rüzgârın önünde bir yaprak gibi olmadığını kabul eder. Değerli okurlarım; İnsan doğaya çok
İnsan ve Duygular
Reklam