Bir gün babam bana şunu sordu "beni nasıl buluyorsun" öyle çok şey vardı ki içimde tutupta söyleyemediğim, acaba söylesem mi diye düşünüp susmak zorunda kaldığım çünkü anlatsamda kelimeler kifayetsiz kalacaktı belkide çünkü anlatsamda içimde bir ukte kalacaktı anlatamadım işte öyle kaldı ki içimde anlamadığım bir şekilde büyüdü, büyüdü ve kine dönüştü. Herkesin kendince sevmediği belkide nefret duyduğu ona karşı tepkisiz, duygusuz kaldığı biri vardır ama bir kız çocuğu için bu kişi babası olmamalıydı. Herşeyi anlatmalıydı, sormalıydı, cevabını almalıydı belki o zaman kalbi kaskatı kesilmedi. Reşat Nuri'nin Acımak kitabındaki Zehra 'nın kalbi gibi
Öyleki Zehra kardeşinin ölümünün sorumlusunu bile babası olarak görür olmuştu. Her şeyi bildiği sandığı bu dünyada babasına duyduğu kinin yersiz olduğunu öğrendiğinde ise herşey için çok geçti.
İnsanoğlu bazen Her şeyi bildiğini sanar ve kendini o kadar bildiği şeye inandırır ki duygularını kaybetmiş gözü görmez olmuş bir kör ve kulağı duymaz olmuş bir sağır olarak bulur. Gözünü açtığında ise Her şeyi telafi etmeye çalışır ama elinden hiçbirşey gelmez.
Eminim sizinde hayatınız da böyle çaresiz anlarınız olmuştur yada olacaktır.
Hiçbir zaman geç kalmamanız ümidiyle
Kitapla kalın.
Songül Canpolat
Misyonerle geldiklerinde bizim topraklarımız, onların incileri vardı. Gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler, gözlerimizi açtığımızda onların toprakları bizimse incillerimiz vardı.
Jomo kenyatta