Bir yerde çok zenginleşmiş biri varsa bir yerde de çok fakirleşmiş biri var demektir. Çünkü iki yaka arasındaki uçurumun köprüsü yıkılmadan bu kantarın şirazesi böyle kaymaz. Orada insana ve doğaya saygı unutulmuş, adalet baştan bozulmuştur.
..Biz de sabır taşının çatlamasını bekliyoruz ölülerin başında. Ama şimdilerde sabır taşı sentetik. Ne gelse, bana mısın, demiyor. Esnedikçe esniyor. Masalcı da masalından çıkmış üstelik, o da şaşkın. Kraliçe, Pamuk Prenses'ten alacaklı, bir de zehirli elma'sının hesabını soruyor.
Bizimki de ne sabırmış hani! Kimin elmasını yedik? Bilemedim ki şimdi..
Ey kaderimizin sahibi..
Artık içimiz bütün rüzgarlara açık.
Ne bir sınır, ne bir elek var dünyayla aramızda.
Bizi saklı tutan perdeyi yine biz yırttık; makasımız hâlâ keskin, ama iğne yok yanımızda şimdi yakarıyoruz:
Bizi dünyadan sen sakla!
Yani biz, bir bardağa dökülen suya bakınca, her seferinde: "Ey su, nasıl da berraksın" diyebilelim, hayretle.
Bir çocuk konuşunca herkes sussun; "Bu nasıl güzel tanışıklık" diye geçirsin içinden.
Belki böyle böyle yeniden iz tutar ayaklarımız.
Serinleten bir patika az şey mi, bu ateş ormanında!
Az şey mi, dünya kapımızı çalınca, göğsümüzün gürültüyle çarpmaması..
| Ali Ayçil