Çokça tesirinde kaldığım, diğer kitaplarla aramı açan, uykularımı kaçıran o kitap..
Hangi kitap bu kadar gerçeklerle dolu olabilirdi ki sonuçta..
Henüz 3 yaşında olan Tala, babası Abdullah ile birlikte göz doktoruna gitmek için yola koyulur.
Yolda uzun bir süredir İsrail polisi tarafından aranan Abdullah, ne yazık ki yakalanır.
Tala oracıkta bir başına kalır. Ve Tala'nın babasına soruları o günden itibaren başlar.
Bu eser işte tam da bu yüzden kaleme alınır. Abdullah, kızının sorularla dolu mektubuna kayıtsız kalmaz ve 10 yıl müddetle tek başına kaldığı hücresinden bu eseri kaleme alır.
Bizim de Abdullah ve nice Abdullahları tanımamıza vesile olur.
Bu otobiyografi esasında binlerce Abdullah tarafından binlerce Tala'ya yazılmış bir çağrı, bir cevap niteliğinde.
Bu çağrı buram buram hasret kokuyor.
Her sayfası - göremez ve hissedemezsek dahi- kurumuş gözyaşları ve amansız acılarla ile dolu.
Öte yandan yine her sayfası kahramanlık ve yiğitlik destanları ile dolu.
Abdullah sayesinde biz Filistin davasını yakından tanıyor , bu kutsal coğrafyadaki mazlum halkın acılarını kalben paylaşıyoruz. Abdullah bize vatanseverlik nedir sorusunun cevabını; attığı her adımla, yaptığı her işle açık bir şekilde veriyor.
Bir insan düşünün ki vatanını düşman işgalinden kurtarabilmek adına henüz çocuk yaşta kendini her alanda yetiştirmeye çalışan. Uzak doğu sporlarından silah ve patlayıcı madde teknolojisine; hackerlıktan edebiyata; araba teknolojisinden ticarete kadar her kulvarda muhteşem işler başaran bir insan. Tüm bu işlerdeki başarısının ana kaynağı: onun yurduna olan düşkünlüğüdür. Aslında tüm bunlar ileride gireceği o şanlı yol için, cihât yolu için bir ön hazırlık niteliğindedir.
3 çocuk babası olan Abdullah kendisini Filistin davasına adar. Bu uğurda gece gündüz demeden düşmanı