Eğitimin Anlamsızlığına Doğru: İçinin Boşaltılması, Ticareti ve Siyaseti
Bir zamanlar eğitim, insanın kendini tanımasının, dünyayı anlamasının ve anlam üretmesinin aracıyken; şimdi çoğu yerde bir prosedür, bir etiket ve bir pazarlık nesnesine dönüştü. Bilginin ruhu değil, ambalajı satılıyor. Bu süreç yeni değil ama şimdilerde iyice gözümüze sokulur oldu.
Antik Yunan'da paideia, sadece bilgi aktarmak değil; insanı erdeme, adalete ve düşünceye taşıyan bir yolculuktu. Bugünse diploma, bir "geçiş bileti" gibi – içeriği ne kadar boş olursa olsun. Roma’da retorik eğitimi, özgür yurttaşın hakikatle ilişkisini kurmak içindi; bugün ise bu, bir siyasi manipülasyon aracı olarak yeniden paketlendi.
Ortaçağ üniversiteleri bile –her ne kadar Kilise’ye bağlı olsalar da– sorgulayan aklı beslemeyi bir ölçüde dert edinmişti. Şimdi üniversiteler şirketlere “yetenek” yetiştiren dev fabrikalar. Akademi, bilgi üretmenin değil; yayın sayısı ve fon yarışının sahnesi artık. Sınıf, pazar yerinin uzantısı oldu.
Eğitim siyasallaştıkça sadece yönlendirilmiş değil, köreltilmiş bireyler yetişiyor. Eleştirel düşünce değil, “uyum becerisi” övülüyor. Öğretmen, artık anlam arayıcısı değil; bir sistem görevlisi. Öğrenci ise merak eden değil; "görevleri tamamlayan."
Ve işin en trajik yanı: Bu sistemin içinde çoğu zaman farkında olmadan yaşıyoruz. Eğitim, adeta kendi mezar taşını yazıyor. Anlamın yerini işlev, bilginin yerini performans alıyor.
(SONSARGON)