Savaş demokrasinin bağrına bir hedef ve zorunluluk olarak yerleșmekle kalmadı, politikaya ve kültüre de sızdı. Hem ilaç hem zehir -pharmakon'umuz- haline geldi. Savaşın, dönemimizin pharmakon'u haline dönüșmesi ise, sömürgecilik örneğindeki gibi, toplumlarımızı adım adım demokrasiden uzaklaşmaya ve düsmanlık toplumlarına dönüșmeye iten uğursuz tutkuları serbest biraktı, Sõmürge ilişkisinin ve sayısız yeni şeklinin gezegenimiz olçeğinde devam ettirilmesi eğiliminden Kuzey toplumları da kaçabilmiş değil. Teröre karşı savaş ve dünya ölçeğinde bir "olağanüstü halin" tesisi, bu eģilimi daha da güçlendiriyor