Her şey bu kitapla başlamıştı benim için. Yazarın birbirine benzeyen kitaplarından sadece bir tanesi. Fakat her kitap birbirinden bir o kadar da farklı. Zamanla kitaplardaki karakterlere o kadar alışacaksınız ki sağ kapıdan Doğan o heybetli vücuduyla girip yeşil gözleriyle bakacak, Akın'ın gülüşü odayı dolduracak, Tamer Natalia'yı hayran hayran izlerken çocukların kıkırtıları etrafınızı saracakmış gibi olacaksınız.
Kadınların güzelliği gözlerinizi kamaştıracakken erkeklerin çekiciliğini görmezden gelemeceyek fakat her birini abiniz gibi seveceksiniz. Her kitabın son sayfasında ise gerçekliğe döndüğünüz için hayal kırıklığı dolu bir gülümsemeye sahip olacaksınız.
Canım Tahir'im, güzeller güzeli Güney'im 10 dakika önce ayrılmamıza rağmen sizi çok özledim.
Şu an tam olarak bu moddayım. Öylesine harika ve sürükleyiciydi ki 2 gece sabahlamak gerekti.
Benim için şu ana kadar en güzel finali barındıran kitap olma özelliğini taşır kendisi. Duygusal anlamda resmen çöktüğüm ve uzun bir süre kendime gelemediğim bir döneme girmiştim sayesinde. Öylesine güzel, öylesine duygulu ve öylesine acı dolu ki. Sırf bu kadar gerçekçi bir şekilde acıyı hissettirdiği için bile okunması gereken bir kitap.
"Sevgilim, o kadar geceki neredeyse sabah."
"Bu kadar soğuk durma ruhunu ver bana."
Canım Işılsu'nun harika kalemini tatmadıysanız kesinlikle denemelisiniz.
"Tanrı, şeytanın inini onun boynunun girintisine saklamıştı."
Tekrar tekrar okumaktan asla bıkmadığım ve sanırım asla bıkmayacağım bir kitap. Başucu kitabım olmasından vazgeçemem sanırım.
"Bir beden ruh tarafından terk edildiğinde hayallerde sahipsiz kalıyor. Sadece beden değil, onlar da sessizce üzerlerine atılan toprağa karışıyorlardı."