Elif

Elif
@Sosyoelf
Söylediklerinin hiç birine katılmıyorum ancak,onları ifade etme özgürlüğünü hayatım pahasına savunurum.
Sokak Hayvanları Günü !
Bugün dünya sokak hayvanları günü. Böyle bir günün olmasını farkındalık açısından güzel ancak sokak hayvanları da dahil bir çok meseleyi bir güne sığdırmayı saçmalık bulsam da en azından farkındalık açısından değinmek istiyorum: Eve aldığımızda bir dost bir arkadaş ve bir evlat olabilen, sevgisini sizin gösterdiğiniz merhametten binlerce kat fazlasını hiç usanmadan gösterebilen bu canları sığınaksız, aç ve sussuz bırakmamak başta insanlığın geleceği doğrultusunda ahlaki bir görev olmalı. Çocukluğumuzdan bu yana aynı sokaklarda büyüdüğümüz, evde besleyebilmek adına ailemize ilk isyan bayrağını yükseltebildiğimiz tetikleyicilerden biri, insanın en saf ruhunu, çocuk yanını ortaya çıkarabilecek nadir güçlerden yalnızca bir kaçıdır. Sokak hayvanları ahlaki gelişimimizin, merhamet ve sevgi yüklü kalplerimizin doğaya taşan belkide tek ve en güzel bulaşıcı, iyileştirici hastalıklarından biridir. İnsan yalnızca doğayla iletişim halinde kalabildiği, kalbini doğaya açabildiği ve onu anlayıp koruyabildiği ölçüde insandır. doğaya karşı merhamet ve sorumluluk duygusu oluşmamış, oluşsa da oturduğu koltukların yeşil rengini, çıkardığı yasalar, attığı imzalarla katliamların öncüsü olmanın “gururunu” ve ş*refsizliğini taşıyan şahısların eseri içerisinde yaşayarak tattığımız tüm değerlerin yerle bir edildiği bir toplumdur. Aç bir hayvanı görmezden gelen kişinin gözleri, aç bir insana karşı da körelecektir. Sussuz, yaralı ve bitik düşmüş bir canlının feryadına kulak tıkayanlar bombalar altında katledilmiş insanları da görmezden gelecektir.. zaten bizden bunu istemediler mi ? İlk baş insanın, insana karşı duygularını köreltip onu birbiriyle yarışan bir varlık haline getirip tüm ruhunu çekip çıkardılar, aç ve evsiz olan insanların “doğal” olarak gösterilip hiçbir ölçüde gözümüze batmaması
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
DÜNYA NEYLE UĞRAŞIYOR BİZ NELERLE UĞRAŞIYORUZ:
AKLINIZI BAŞINIZA ALIN YOKSA YOK OLACAKSINIZ ! Sadece Çin’in yaptıklarını yazacağım satırlar yetmez bir kısmını: Aya nükleer tesis kurup enerji getirecekler, iş yerlerinde 2 milyondan fazla robotu kullanıyorlar, okyanus suyunu ayrıştırıp 1milyon ton bor üretimi gerçekleştirecekler, insansız araba ve toplu taşıma ürettiler, 10G teknolojisine geçtiler, 1000km/saat tren yaptılar, kuantum işlemciyle birlikte sağlıkta, eğitimde, bilimde yapılacak yüz yıllık hesaplamaları bir kaç saniyeye indirdiler, yapay güneş ürettiler ve gerçek güneşin sıcaklığının 7 kat fazlasını elde ettiler, robot askerler ve polisler piyasaya sürdüler, atom inceliğinde çip geliştirdiler, çoklu nükleer bombası atabilen + 1 hidrojen bombası taşıyan sistem kurdular, kırıkları 3 dakikada sabitleyen buluş elde ettiler, aydan Demir getirdiler, sesten 10 kat hızlı bomba geliştirdiler son yıllarda yapay zekada 378 bin buluş elde ettiler, Denisova insan türüne ait 300 bin yıllık kalıntılar bulup çıkarımlar yaptılar … biz ne tartışıyoruz ? Şimdi oturup elimizi ensemize, kafamıza neremize koyarsak koyup bir kez daha düşünelim: tartıştığımız konular yaşadığımız dünyayı değiştirecek birikime sahip mi yoksa birer zırvadan mı ibaret ? Bilgilerimiz çağa uygun mu ! Düşüncelerimiz İnsanlığa kolaylıklar sağlayacak mı yoksa yalnızca tartışan iki kişiyi tatmin mi edecek ? Kaç insanın hayatına dokunabilecek ve ya dünyayı tekrardan yaratabilecek ? Yoksa bin yılda geçse biz aynı şeyleri konuşup diğer ülkelerin bir şeyler üretmesini, bizi tehdit edip yok etmelerini izleyip bağımlılığımızı saçma sapan konuları tartışıp kutsayacak mıyız ? Seçim ve tercih sizin. Hem kendinize hemde geleceğinize nasıl bir ülke bırakacağınız verdiğiniz kararlar yön verecek. Eğitim, bilim, sanat, yapay zeka, teknoloji üreten, doğasını ve
Alıntı
Bayram mehtâbının ardından mâtem hilâli gelir..
Kadın, Babasının kızı” rolünü oynuyor. Annesi ile ilişkileri sorunlu. Bu nedenle bekar kalmış ve akademik kariyer çabası içinde. Kim kendisine biraz ilgi gösterirse onu kurtarıcı zannediyor ve hiç sorgulamadan hemen teslim oluyor. Kendini yaktığının farkında değil, çünkü gözüne kaçan dumanı bulut zannediyor. Ve sonunda sağlıksız bir ilişkiden bir ruh hastası olarak mezun olup konuyla alakası olmayan masum birinin hayatını karartıyor.
Ruh hali
Ne olur beni yanlış anla..!
Farz et ki ben bir teferruatım düşlerinin kenarında. Dudak payı kadar da mı sevemezsin beni? Kobay olayım istersen musalla taşında, Sen kadeh kaldır dumanların arasında. Farz et ki ben bir şüpheyim gözlerinin beyazında. Takip mesafesi kadar da mı yaklaşamazsın bana? Yıldırım Kerem Çambel
Ruh hali
Boğdu diye ayıplamak mümkün mü deryayı?
Baştan sona ecel beşiğiydi senin gözlerin Daha dudaklarına gelemeden kefenlenmiştim. Boy farkımız kadar bir mesafeydi bizi ayıran. Gamzelerine içimi dökmek isterdim oysa. Her biri ayrı heyecan, her biri ayrı bir roman. Gökyüzü bile birkaç parça bulutla güzelken Niçin bizim bahçemiz çiçeksiz, her mevsim hazan. Yıldırım Kerem Çambel
Kadın Erkek İlişkileri