Elif

Elif
@Sosyoelf
Söylediklerinin hiç birine katılmıyorum ancak,onları ifade etme özgürlüğünü hayatım pahasına savunurum.
Sanırım ben 1984’ü bitirmedim, 1984 beni bitirdi.
9/10
·360 syf.··
2026 9. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 13:49
Distopik bir dünya . Herkes izleniyor, her şey kayıt altında, evlerin içinde, uyurken, rüya görürken bile güvende değilsin, Çocuklarına gövenemezsin belki de en büyük düşmanların onlardır :). Tek başına bir kitap bile okuyamıyorsun, okusan bile gerçekten yalnız değilsin. Kitap okumanın zevkine bile tam anlamıyla varamıyorsun, çünkü zihninde hep aynı düşünce var: Şu an biri beni görüyor mu? ( düşüncesi bile insanı delirtiyor) Büyük Birader her yerde ama kim olduğu belirsiz ( kitapta da hiç görünmüyor çünkü büyük Birader bir kişi değil partinin kendisi) ; zaten önemli olan da bu. İnsanlar bu düzeni sorgulamıyor, hatta tuhaf bile bulmuyor. Okurken ilk düşündüğüm şuydu: “Kim buna izin verir?”, " Günümüzde böyle bir şey olsa ne olur nasıl isyanlar çıkar acaba?" Sonra fark ettim ki George Orwell l’in asıl meselesi izin vermek değil zaten .Ya insanlar başka bir hayatın mümkün olduğunu bilmiyorsa, neye karşı çıkacaklar, bir şeylerin yanlış olduğuna nasıl karar verecekler ? Bu sorunun cevabı için Winston’ var . Kahraman değil, özel biri değil. Sıradan bir işte çalışıyor, Parti için geçmişi yeniden yazıyor( parti hikayeleri olaylar geçmişte olan her şeyi yeniden yazıyor ve bu sürekli değişiyor, parti tarihin başlangıcından beri var deniyor) var ama zihni Parti’ye tam ait değil. Büyük bir devrim planı yok; sadece küçük kaçamakları var( parti İçin çok büyük) . Düşünmek, hatırlamak, itiraz edebilmek( sadece içinden). Hikâye ilerledikçe Winston’un yalnızlaşıyor Julia’yla yaşananlar okurken benş mutlu etse de asıl gerilim burada başlıyor: Gerçekten yalnızlar mı, yoksa yalnız olduklarını mı sanıyorlar? Kitap boyunca bu soru hep aklımızda duruyor . Çünkü Parti’nin gücü insanları sürekli izlemekten değil, onlara yalnız olduklarını hissettirmekten geliyor. Yalnız hisseden
1984George Orwell · Parodi Yayınları · 2021200bin okunma
Reklam
Başka türlü yaşamak mümkün mü?
Puan vermedi·216 syf.··
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 21:14
Veronika Ölmek İstiyor, ilk bakışta kitap o kadar karamsar ki kitabı bırakmayı düşündüm , sonrasından kitabın diline , anlatımına alışınca çok güzel ilerledi kitap; “başka türlü yaşamanın” mümkün olup olmadığını sorgulıyor aslında . Veronika’nın ölme isteği, yaşamdan tamamen vazgeçmesinden çok; ezberlenmiş ve başkalarının doğrularıyla kurulmuş bir hayata karşı gelmesidir . Peki , Normal diye sunulan hayat gerçekten yaşamak mıdır? Yoksa veronikanon dediği gibi sadece hayatta kalmak mı ? Coelho’nun anlatımı okuru yönlendiriyor , soru soruyor ama cevabın kendisi veriyor hatta fazla erken veriyor . Bu da kitabın ana konusu olan. “başka türlü yaşamak” fikrini bulmaktan çok, kabul etmeye çağırıyor bizi . Bu yönüyle metin tartışma yaratıyor ; çünkü herkes için özgürlük aynı biçimde tanımlanamaz. Roman, delilikle etiketlenen davranışların bazen yalnızca cesaret olduğunu hatırlatarak okuru şaşırtıyor ( beni şaşırtmıştı .) Kitabı bitirdiğimde vardığım yer şuydu: Evet, başka türlü yaşamak mümkün; ve bu , insanın kendi korkularını fark etmesiyle başlıyor. Coelho’nun da ima ettiği gibi, “Bir gün herkes ölür; ama herkes gerçekten yaşamaz.” Bu roman, tam da gerçekten yaşayıp yaşamadığımızı sorgulatıp , biraz da delilik yapmamızı sağlıyor . Okuyacak arkadaşlara şimdiden keyifli okumalar .
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,4bin okunma
6/10
·80 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 19:15
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, tek taraflı bir aşkın insanın hayatını fark edilmeden nasıl şekillendirebildiğini anlatan, sessiz ama sarsıcı bir kitaptı benim için .Zweig, ismini bile bilmediğimiz bir kadının satırlarıyla okuru hem tanık hem de sırdaş yapıyor. Aşk, bekleyiş ve görünmez olma hâli öyle doğal bir dille aktarılıyor ki, metin acındırmadan içe işliyor. Anlatımının sürükleyiciliği sayesinde kitap iki saat bile sürmeden okudum ; ama bıraktığı his çok daha uzun süre zihinde kalacak eminim . Sevmenin karşılık beklemeden de insanın bütün varlığını doldurabileceğini düşündürüyor . kitaptan bir alıntı: “Ben seni sevdim; bu benim kaderimdi.”
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Parodi Yayınları · 2017266,4bin okunma
Kreutzer Sonat: Neden Pek bilinmiyor ?
7/10
·140 syf.··
2026 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 11:55
Tolstoy’un Kreutzer Sonat’ını daha önce hiç duymamıştım. Açıkçası ismi bile kulağıma gelmemişti. Şans eseri bir yolculuk yapmadan önce otogardan kitap bakarken karşıma çıktı, aldım okudum. Sonra fark ettim ki çevremde bilen neredeyse kimse yok. Sanki Tolstoy’un kitapları arasında bilerek gölgede bırakılmış gibi duruyor. Kitap çok kısa ama rahatsız edici. Tolstoy burada alıştığımız aşk, evlilik, romantizm anlatısını tamamen dağıtıyor. Aşk dediğimiz şeyin çoğu zaman gerçekten aşk mı yoksa sadece arzunun süslenmiş hali mi olduğunu sorguluyor. Bu fikir bana göre kitabın en sert yeri. Çünkü insan kendi hislerini bile sorgulamak zorunda kalıyor. Evlilik meselesine yaklaşımı da pek iç açıcı değil. Evliliği güvenli bir alan olarak değil, bastırılmış duyguların, kıskançlığın ve sahip olma isteğinin yasal bir hâli gibi gösteriyor. Kıskançlığı sevgiyle değil, “sahiplik” duygusuyla bağlıyor. Bu da okurken insanı sıkıyor. Ana karakter Pozdnişev sürekli konuşuyor, öfkeli, çelişkili, bazen kadınları suçluyor gibi. Bu yüzden kitap kolayca “kadın karşıtı” diye yaftalanabiliyor. Ama bana kalırsa Tolstoy burada Pozdnişev’i haklı çıkarmaya çalışmıyor, tam tersine böyle bir zihnin nasıl ortaya çıktığını gösteriyor. Yani sorun tek bir kişi değil, bütün bir bakış açısı. Müzik meselesi bile ilginçti. Beethoven’ın Kreutzer Sonatı üzerinden sanatın insanı nasıl kışkırtabildiğinden bahsediyor. Sanatın bile masum olmadığını söylemesi bana fazla sert ama düşünmeye değer geldi. Bence bu kitabın çok bilinmemesinin sebebi tam olarak bunlar. Romantik alıntılar yok, paylaşmalık cümleler yok, en azından paylaşılacak sempatik cümleler yok . Okuyana kendini iyi hissettirmiyor. Tolstoy burada okuru okşamak istememiş, sarsmak istemiş. O yüzden de popüler olmamış. Kısacası Kreutzer Sonat güzel değil
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma
Akıl susarsa, karanlık konuşur.
8/10
·262 syf.··
2025 12. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 01:01
"Bazı kitaplar yalnızca okunmaz… insanın karanlık tarafına bir ayna gibi tutulur. Sineklerin Tanrısı da işte tam böyle. Platon’un Devlet’inde anlattığı ruhun üç parçası—akıl, istek ve öfke—bir adaya düşmüş çocukların bedeninde yeniden hayat buluyor sanki. Ve biz, medeniyetin bugün bile ne kadar ince bir çizgi olduğunu sessizce fark ediyoruz. Ralph, aklın o zor kazanılmış otoritesidir burada. Ateş onun için yalnızca kurtuluş işareti değil; insan olmanın son parlayan simgesi. “Kurallarımız var” diye sesini yükselttiği her an, uygarlığın yıkılmaması için verdiği savaşı duyuyorum. Domuzcuk , adaletin ve düşüncenin kırılgan gözlüğüdür. Gözlük yere düştüğünde yalnızca cam değil, hakikat paramparça olur. Onun sesi, duyulmak istemeyen gerçeğin sesidir: Bilginin, görmenin, anlamanın sesi. Jack ise insanın içindeki dizginsiz tutkunun adıdır. Gücü ele geçirince, çocuk yüzünden taşan bir karanlık belirir. Platon’un korktuğu o çöküş: Akıl zayıfladığında, istekler devleti ele geçirir. Ve medeniyet, bir damla kanla unutulur. Roger… sessizliğin içindeki soğuk şiddet. Öfkenin düşünmeden, nedensizce vurduğu yer. Onda insanın taşıdığı en eski, en ilkel tehlikeyi görüyoruz: Ceza korkusu yoksa merhamet de yoktur. Ve Simon—belki de adadaki tek felsefeci. Hakikati bilir ama sözünü tamamlayamadan susturulur. Platon’un filozoflarının başına geldiği gibi… İyilik çoğu zaman geç anlaşılır, bazen hiç. Kitabı kapattığımda düşündüm: Biz gerçekten sandığımız kadar iyi miyiz? Yoksa iyilik, ışıkta durmayı başardığımız için mi mümkün? Ada bir metafor değil sadece… Bizim dünyamızın ta kendisi. Ateş hâlâ yanıyorsa, Ralph içimizdedir. Gözlük kırılmamışsa, Domuzcuk, konuşacaktır. Ama fırsatını bulursa Jack her zaman ortaya çıkar… Ve Roger zaten oradadır, en dipte. Belki insanın en büyük sınavı
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma