Mehmet Cingöz

Mehmet Cingöz
@Soulcalibur
Neden kendime işkence ediyorum
6/10
·288 syf.··
2024 2. kitabı
Yine bir Orhan Pamuk vakası, biri bana gerçekten iyi bir kitabını önerebilir mi yazarın? Yoksa gerçekten tüm kitapları bu ayarlarda mı? Kendimi Orhan Pamuk'u okurken, Ubisoft'un açık dünya oyunlarını oynuyormuşçasına yorgun ve bitkin hissediyorum. Hani böyle ortada ürün var, malzemesi de kaliteli ama üretici nasılsa ben ne yaparsam, tüketici tüketecek mantığı ve güveni ile ortaya böyle bir Pou oyunu koymuş. Sessiz ev, ismi ne kadar manidar, keşke kitap da manidar olaydı. Fikir güzel, karakterler fena değil ama bu yazarın üslubu beni çileden çıkarıyor. Arkadaşlar, değerli okuyucular benim OKBm var ve dikkatim bazen çok hızlı dağılabiliyor, o yüzden kitaba odaklanabilmem için kendimi kitabın karakterleri ile özdeşleştirmem gerekiyor. Tam böyle kitaptaki karakter olmak üzereyim, o üslup yok mu, o yazım biçimi, benim gırtlağıma Freddy gibi çöküyor. Elm sokağında gibi hissediyorum kendimi. Yav biz neden tam olaya ve karaktere kendimizi kaptırmış iken olay ve olgudan bağımsız, bağla.m dışı karakterin saçma hatıraları arasında ve hezeyanları arasında kayboluyoruz, bir daha soruyorum! Neden?!! Hayır mevzu ile alakası yok ya karakterin anımsayıp hissettiklerinin, bir anda karakterin canı öyle istediği için yazar paşamızın keyfi yüzüne kitaptan kopuyoruz okuyucular olarak. Sessiz ev eski bir İttihatçı'nın gözden düşüp Gebze taraflarına yerleşmesi ile başlıyor diyebiliriz. Selahattin adlı bu doktor, kafayı Şark'ı aydınlatmaya takmış ama kendisi de kendinden bihaber bir narsist. Fark ettim de Orhan Pamuk kitaplarında özellikle karakterlerinde çok fazla narsistik vurgular yapıyor. Her neyse ya, kuram kasamayacağım Orhan Pamuk için. Selahattin de tipik bir Refik vakası ama daha uç bir karaktere sahip. Şark'ı aydınlatmak için komple o kültürü yerle yeksan etmek gerektiğini
Edebiyat
Sessiz EvOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20248,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Nesi özel bu kitabın
4/10
·592 syf.··
2024 1. kitabı
Orhan Pamuk'u zerre okumak istemedim. Çünkü içimden bir ses beğenmeyeceğimi söylüyordu. Ben genelde içimdeki sese güvenirim ve beni de kolay kolay yanıltmamıştır. Fakat hatrını kıramayacağım ve zevkine güvendiğim bir arkadaşım: "Oku ya Organ Pamuk'u tıpkı Oğuz Atay gibi, Oğuz Atay seven Orhan Pamuk'u da sever." Kusura bakma ama sevemedim. Ben de mi problem var acaba diye düşünerek, bu kitabı üç kere baştan sonra okuyarak vakit bile kaybettim ama yine de sevemedim. Orhan Pamuk'un bu kadar sevilmesini ve okuyucuların onu bu denli özel bir yere koymasını hâlâ anlayamıyorum. Öncelikle kitaptan söz etmek gerekirse bir ailenin üç jeneresyonunu anlatıyor. İlk jenerasyonda yer alan Cevdet Bey 2. Abdülhamid döneminde yaşayan bir tüccardır. Biraz onu tanıtır, Nigan Hanım ile evliliğini neticenledirip giriş kısmını birkaç bölümle bitirir kitap. Gelişme kısmında ise Cumhuriyet döneminin reformlarla geçen 2.meclis döneminden bahseder. Cevdet bey yaşlanmış çocukları ve torunları ile birlikte yaşıyordur. Bu dönemin genel problemi ise Batı ile Osmanlı gelenekleri arasında arafta kalan bir ata nesil ve Batılı düzene ayak uydurmaya çalışan bir yavru nesil ile karşılaşıyoruz. Bir nevi ufak kuşak çatışmaları hafiften başlamış. Büyük oğlu Osman kendi işlerine küçük oğlu Refikten daha ilgilidir. Refik ise babası ve abisini yalnız bırakmamak adına işlerle haşır neşir olmakta asıl mesleği ise inşaat mühendisliğidir. En küçük çocuk Ayşe ise bir yandan öğrenim görürken bir yandan da bir zamanların Osmanlı aydın ailelerinin çocukları gibi piyano dersleri almaktadır. Kitap çerçeveyi ilk jenerasyonun temsilcisi Cevdet üzerinden çizse de girişte, gelişme kısmına geçtiğimizde merkezine Cevdet Bey'in ortanca çocuğu ve küçük oğlu olan Refik ve arkadaşlarını koyuyor. Ömer kendisini oldukça üstün gören,
Edebiyat
Cevdet Bey ve OğullarıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20247bin okunma