Edebiyat böyledir işte. İnsanları hem yakınlaştıran hem de uzaklaştıran bir etkisi vardır ve yakındı uzaktı derken, bir bakmışsınız gözünüz bozulmuş, ensenizde berbat bir ağrı.
Sonra, Dostoyevski'yi lisedeyken, hayatının baharındayken okuyan biri iflah olur mu?
"Yemin ederim, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; hem de tam anlamıyla, gerçek bir hastalık. Ama şuna iyice inanıyorum ki, değil fazlasıyla bilinçli olmak, bilincin her türlüsü hastalıktır."
'Çok gençken bile ailenin bir bitki gibi olduğunu biliyordum. Kökünden ayırırsan solar. Yolarsan ölür. Ama toprağında büyümesine izin verirsen tanrıların gazabına da dayanır, rüzgara da. Toprakla birlikte doğar ve toprak yaşadıkça o da yaşar.'