"Gözlerimle gördüm, cenin suyuyla bedenlerini yağlayıp bebek eşinden ve cenin etinden lokma yutanlar..."
Yanlış okuyorum sanırım. Öyle olmalı yahut efsunlu bir rüyanın içindeyim! Gözlerimi kapıyorum, takvimler 1577 sonbaharını gösteriyor, Osmanlının en kudretli zamanları... Doğru olabilir miydi okuduklarım? İrkilerek açıyorum gözlerimi, 21. yüzyıldayım! Bütün kötülüklerin normalleştirilip insanların gözleri önünde yapıldığı bir çağ! Genç kalabilmek için yüzüne bebek cenini enjekte eden ünlüler! Kendi plasentalarını yiyen anneler, sözde sünnet derisini kullananlar! İçlerinde hayranlıkla izlediğiniz o kadar isim var ki... Ve dünyada kayıp çocuk sayıları, medeniyetin başkenti Avrupa'da yılda 250 bin çocuk, gittiği yere uygarlık! götüren Amerika'da 460 bin... Türkiye için bir sayı bile yok elimizde...
"Bu topraklardaki zulüm hiç bitmeyecek, kargaşa hep sürecek, kan akışı durmadan körüklenecek."
Günümüz Ortadoğu'sunu anlatıyor sanki! Dünyanın gözü önünde ölüp giden çocuklar... Nâzım'ın "şeker de yiyebilsinler," dediği çocuklar, "ölüp dinlenmek istiyorum," diyor: youtube.com/shorts/DQSK-hjN... Çocuklar ölüyor, insanlar "kınıyor" ve dünya dönmeye devam ediyor. "Kanı ne kadar çoğaltırsanız o kadar cennete yaklaşacaksınız!" Kurtarıcı o kadar çabuk gelecek! Ne sapkın bir inanış! "AZDAHAK" Daha önce duymuş muydunuz? Firdevsi'nin Şehname'sinde geçen Azi-Dahaka efsanesinden yola çıktığını söylüyor yazar. "İnsan beyni yiyerek ve yaralarına sürerek şifa bulanlar." tr.m.wikipedia.org/wiki/Dahhak Günümüzde de yok değil mi insan kanından beslenenler? Her romanım bir sancımın ürünü diyor İskender Pala, dünya kanıyor; hiç olmadığı, olamayacağı kadar.
AZDAHAK - BİR OSMANLI POLİSİYESİ
1577 Büyük Kuyruklu Yıldızı
"Başımıza taş yağacak," deyimini sık