Ailemizi ne kadar tanırız? Onlar bizi ne kadar tanır? Doğumumuzdan beri yanımızda olan kişileri bile tanımıyorsak, başka kimseyi ne kadar tanıyabiliriz ki? Bu açıdan bakınca, herkesten her şeyin, hatta en acımasız suçların bile bekleneceğini düşünmem gerekmez mi? İnsan eninde sonunda kime, neye, hangi doğrulara bel bağlayabilir? Koşulsuz güvenebileceğim kişiler var mı? Böyle bir kişi var olabilir mi?
Sesi açar gibi sessizliği de açmanın mümkün olup olmadığını sorgulamaya başladım. Sanki soruma cevap olsun diye, sessizlik her geçen saniye daha da arttı. Sonunda kulaklarımı acıtmaya, katlanılmaz hale gelmeye başladı.
En güzel sözler bile nasıl anlamsız, boş tınlayabilir. Yakın olmak için kelimelere, dokunuşlara, birbirlerini görüp işitmeye ihtiyaç duyanların hayatı ne kadar durağan ve sıkıcıdır kim bilir. Sevgilerinden emin olmak için kanıt isteyenlerin ya da kanıtlamaya ihtiyaç duyanların hayatları ne kötüdür.