Yıllar, dedi hatırladığı kokuya he yecanla ve Efnan'ın geri dönen kokusuna dert yandı:
Bir an hatırlayamadım seni. Lakin bunun için kızma bana ne olur. Görüyorsun ya, yıllar çok acımasız Efnan'ım. Bana bak, şu hâlime; beyazlayan saçlarıma bak. Yüzümdeki kalın çizgilere, sırtımdaki yorgunluğa bak... Sana bitmek bilmeyen hasretinden başka Riza'dan geriye ne kaldı. Anilar, Efnan'ım... Anilar ışı ğa benziyorsa, zaman da karanlık bir tünel gibi. Çoğu zaman ışığım oldun. Fakat yine de elindeki işığın gücü tünelin sonuna kadar gitmeye yetmiyor. Anlıyor musun beni? Bir yerden sonra yeni bir ışık arıyorsun mecburen. Yoksa sağa sola çarpiyorsun en iyi ihtimalle... Daha kötüsü ise bu sonsuzda yitip gitmek.... Biliyor musun? Hep bundan korkardım. Seni unutmaktan. Sen den bana hiçbir şey kalmamasından Şükür, geri geldin yanıma! Nasıl özlemiştim yüzünü, sesini ve kokunu... Hoş geldin kadın.... Hoş geldin.
kitaplar, koltuğa kafayı rahatça yaslamak için tanesi beş liraya satılan yastıklar; hepsi ama hepsi yolculukların parçası olduklarını biliyor gibiydiler. Yollar dışında belki de her şey yola çıkmak için hazırdı! Onca insandan kimisi sevdiklerinden ayrılmanın hüznünü, kimisi de sevdiklerine kavuşacak olman verdiği sabırsızlığı ve heyecanı yüzlerinde taşıyorlardı.