- Sesi ve yüzü aklımdan siliniyor gibi. Korkuyorum, ya hiç hatırlayamazsam. Tamamen unutursam. Yüzünü, sesini, gülüşünü unutmak istemiyorum..
- Cismileştirdiğin yanlarını zamanla unutabilirsin. Ama anlam kattığın yanlarını unutamazsın. Onun yanında olduğunda duyduğun güven gibi. O güveni unutabilir misin?
- Hayır unutamam. Onu son gördüğüm günü hatırlıyorum...
Evin otuz metre aşağısındaki bir kulübede Yavuz Beyʼin demir atölyesi vardı. Dolunayʼın odasından kulübe rahatça görünüyordu. Atölyeynin kapısı, balkona göre sağ tarafta olduğu için içerisi görünmüyordu. Kömürün küçük bir körükle hararete geldiği, demirin narlandığı bir ocak. Yavuz Bey bu ocağa `aşkın ocağı` diyordu. En sert demiri bile eritebiliyor, şekilden şekile sokabiliyordu..