Hepimiz kalbimize saplanan gizli bir okla sokaklara dolaşırken, başkalarından, yanımızda yürüyüp giden şu insanlardan çok farklı olduğumuzu, bulutların üzerine çıktığımızı sanmaz mıyız?
Okun acısını duyana kadar tabii...
Bir makine görmüştüm hastanede. Yaşayıp yaşamadığınızı gösteren bir makine. Oradaki çizgi artık kıpırdamadığında, dümdüz devam edip gittiğinde hastanın öldüğünü anlıyorlardı.
İşte tam da öyle hissediyordum. Bizim makinemizden ne bir ses geliyordu ne de en küçük bir kıpırtı vardı.
Öyle dümdüz bir çizgiydi hayatımız.