Ali Topuz

Ali Topuz
@Srealyn
Okuduğum kitaplardan, izlediğim filmlerden, duyduğum şarkılardan, yaşadığım hayattan altını çizmek istediğim alıntılar ve okuduğum, okumayı istediğim kitaplar arşivi...
Uçak Teknisyeni
İTÜ AE, DEÜ ME
İzmir
izmir, 1998
38 okur puanı
Temmuz 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Farkındalığı, düşünce kapasitesi yüksek insanlar; yüksek stres ve mutsuzluğa mahkumdur.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
kardeşim
Beni hor görme kardeşim Sen altındın ben tunç muyum? Aynı vardan var olmuşuz Sen gümüşsün ben sac mıyım? Ne var ise sende bende Aynı varlık her bedende Yarın mezara girende Sen toksun da ben aç mıyım? Kimi molla kimi derviş Allah bize neler vermiş Kimi arı çiçek dermiş Sen balsın da ben çeç miyim? Topraktandır cümle beden Nefsini öldür ölmeden Böyle emretmiş yaradan Sen kalemsin ben uç muyum? Tabiata Veysel âşık Topraktan olduk kardÂşık Aynı yolcuyuz yoldÂşık Sen yolcusun ben bac mıyım? Aşık Veyse Şatıroğlu
Çok fazla gören hiçbir yere uyum sağlayamaz. Friedrich Nietzsche
Bu durum gerçekte birbirinde çok farklı suçların aynı şekilde cezalandırılmasından başka bir şey değildi. Bazı suçlar kabaca, birbirinden farksız görünürse de gerçekte aralarında derin ayrılıklar vardır. Halbuki, meselâ, iki kişi birer adam öldürüyor, suçlar inceleniyor. Her ikisine, aşağı yukarı, aynı ceza biçiliyor. İşin doğrusu aranırsa, suçlar birbirinden ne kadar da farklıdır... Katillerden birinin suçu, bir hapishane efsanesinde anlatıldığı gibi olabilir: Özetle suçlu, öldürülene tenha bir yolda raslamış; üzerinde bir şey bulurum ümidiyle bıçağı saplayıvermiştir. Halbuki eline geçen topu topu bir baş soğan olmuştur. Diğeri de, belki, nişanlısının, kardeşinin veya kızının namusunu korurken katil olmuştur. Bir diğeri, özgürlüğü ve hayatını savunurken öldürülmüştür. Başkası da küçücük çocukları boğazlar. Bunu sadece, ellerini kurbanının sıcak kanına bulamaktan zevk duyduğu, masum yavrucukların bıçağın altında yaralı güvercin gibi çırpınmalarından hoşlandığı için yapar. Sonunda ne olur? Hepsi aynı yere sürülür. Gerçi verilen cezaların süreleri bir değildir. Ama çok fark etmez... Oysa, bu suçlar arasında sayısız fark vardır. Cezaların, suçlar arasındaki farklar gözetilerek verilmesine imkân bulunmadığını kabul edelim... Diyelim ki bu, bir çemberin eşdeğer bir kareye çevrilmesi gibi çözülmesine imkân olmayan bir problemdir. Bununla beraber, suçlar arasındaki farklar görülmese bile, verilen yanlış cezaların doğuracağı uygunsuz sonuçları görmemeye imkan var mıdır?
Bu kapının öte yanında aydınlık, özgür bir dünya vardı; orada insanlar normal hayatlarını sürdürürlerdi. Ama duvarın bu yanındakiler için o dünya, yalnız bir masaldan ibarettir. Burada bambaşka, hiçbir yere benzemeyen bir dünya vardı. Kendilerine göre yasalar, kendilerine göre elbiseler, ahlâk ve âdetler ve ölü diri bir ev... Hiçbir yerde olmayan hayat, bambaşka insanlar. Ben de işte bu, bambaşka köşeyi yazmaya başlıyorum.