29 Ekim 1938.. Bitkindi.
Cumhuriyet Bayramı törenlerine katılabilmesi
imkânsızdı. Sabiha Gökçen bașucundaydı, gözyaşların
içine akıtarak "gelecek seneki törenlere katılırsıız" diye
moral vermeye çalışıyordu ki... El ișaretiyle sözünü kesti.
"Bana gelecek bayramdan bahsetme Gökçen" dedi,
"Hatta gelecek aydan da bahsetme, ekim ayını
çıkarabilsem bile kasım ayını çıkarabileceğimi sanmıyorum!"
Artık yemek yiyemiyordu..
1 Kasım, tereyağı sürülmüş bir dilim ekmeği ucundan
ısırabildi, bütün gün hepsi buydu, portakal suyu içti,
sahlep içti.
2 Kasım, birkaç kaşık bezelye püresi, portakal suyu,
sahlep.
3 Kasım, tereyağlı ekmek, iki defa üzüm suyu.
4 Kasım, sütlü kahve, iki defa üzüm suyu
5 Kasım, bamya püresi denediler, olmadi, sahlep
içebildi.
6 Kasım, sadece elma suyu ve sütle besleniyordu
Anca kaşıkla verilebiliyordu.
7 Kasım, yarı uyur yarı uyanıktı.
Zaman zaman bilincini kaybedivordu
Ömründe ilk defa canı "enginar" çekti.
İstanbul'da bulmak mümkün değildi, Hatay' a telgraf
çekildi.
Yetişmedi, yemek kısmet olmadı.
8 Kasım, artık kendinde değildi.
Bir ara başını sağa çevirdi, "aleykümselam" dedi.