1935... Cumhuriyet'in yıldönümü vesilesiyle pankartlar hazırlanmıştı. "Atatürk bizim en büyüğümüzdür, Atatürk
bu milletin en yükseğidir" gibi ibareler vardı.
Mustafa Kemal not kâğıdı istedi
"Atatürk bizden biridir" yazdı
Falih Rıfkı' ya uzattı...
'Yazacaklarsa bunu yazsınlar` dedi°
9 Eylül 1922..
Minarelerden ezan sesi yükseliyordu.
Mustafa Kemal Belkahve' deydi.
İzmir'i seyrediyordu.
İşgal edildiği gün, bir ulusun kurtuluş savaşın
başlatan, işgali sona erdiği gün, o ulusun kurtuluş savaşn
sonlandıran, dünyada bu özelliğe sahip tek şehir, İzmir'i
seyrediyordu.
Nif'te kendisi için hazırlanan bağ evine gitti. Tek kat,
taș, penceresiz, buram buram Ege kokan bağ eviydi.
Yorgundu.
Yemek getirdiler, yemedi.
Sigara çıkardı.
"Biliyor musun İsmet" dedi
"Bir rüya görmüş gibiyim."
Karabasanla başlayan, 3 yıl 3 ay 22 gün süren, mucizeye biten bir rüya... Çiçekler açıyordu İzmir'in dağlarında.
Yıllar sonra o anı anlatırken, "sağ elimde tabanca, sol
elimde idam sehpası, Samsun'dan İzmir'e e öyle geldim'
diyecekti.