Serhat Aydın

Puan vermedi·262 syf.··
2026 18. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 01:15
Başta sadece bir grup çocuğun ıssız bir adada hayatta kalma hikâyesi gibi görünüyor. Hatta ilk sayfalarda insanın içinde hafif bir macera hissi oluşuyor. Ama sayfalar ilerledikçe o ada küçülmüyor; aksine insan zihninin karanlık tarafına dönüşüyor. Ve en rahatsız edici olan şey şu: Kitaptaki “canavar” aslında hiçbir zaman dışarıda değil. William Golding, çocukları kullanarak yetişkin dünyasının küçültülmüş bir modelini kurmuş. Güç savaşları, korku politikası, dışlama, sürü psikolojisi, şiddet, iktidar arzusu… Hepsi var. Üstelik bunları yetişkin karakterlerle değil çocuklarla anlatması kitabı daha sarsıcı yapıyor. Çünkü insan ister istemez şunu düşünüyor: “Demek ki kötülük öğrenilen değil, bastırılan bir şey olabilir.” Kitap boyunca medeniyet ile ilkel dürtüler arasındaki çizginin ne kadar ince olduğunu hissediyorsunuz. Ralph düzeni, aklı ve toplumsallığı temsil ederken; Jack giderek kontrolsüz gücün ve içgüdünün tarafına kayıyor. Ve bir noktadan sonra insanlar düzeni değil korkuyu seçiyor. Bu kısım bana dünyanın birçok yerindeki toplumsal yapıları düşündürdü açıkçası. İnsan bazen özgürlüğü değil, güçlü görünen bir korkuyu takip etmeyi tercih ediyor. En etkileyici taraflardan biri de şu oldu benim için: Adadaki çocuklar aslında fiziksel olarak yalnız kalmıyor sadece; ahlaki olarak da yalnızlaşıyorlar. İçlerindeki vicdan sesi sustukça, birbirlerine yabancılaşıyorlar. Ve bu dönüşüm öyle bir anda olmuyor. Küçük tavizlerle başlıyor. İşte kitabın en gerçek tarafı da bu bence. İnsan zaten bir anda canavara dönüşmüyor; yavaş yavaş alışıyor. Kitabı okurken sık sık şunu düşündüm: Bugün bizi “iyi” yapan şey gerçekten karakterimiz mi, yoksa kuralların varlığı mı? Çünkü Golding’in anlattığı dünya şunu söylüyor gibi: Denetim ortadan kalktığında insanın içindeki karanlık ortaya
1000Kitap
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
Serhat Aydın
Girne de bir sahaftan almıştım, basit bir kitap olduğunu düşünmüştüm (benden önce okuyan kişi lisansta bir çalışma için incelemiş) okumaya başladım, baya çocuk romanı gibiydi ilerledikçe, ada daki ortamı hayal ettikçe ürpermiştim. "Kurallar-kanunlar, sistemli bir toplum içinde olmasak acaba aynı şekilde mi davranırdık..." diye düşündürüyor. Birçok insan bazı anlarda bu 'boşluğa' (kimse yok, kanun koruyucu yok...) düşüp o ince çizginin ne tarafına gideceğini düşünmüştür herhalde. Kitap ince ama hissettirdikleri çok ağır.
Reklam
1K nın sevgili okurlarına , LÜTFEN okuyunuz
Beni üzen bir konu var. Paylaştığımız alıntıların onlarca kişi tarafından görülüp çok az hatta bazen sadece 3-5 kişi tarafından beğenilmesi … Bu beni gerçekten üzüyor. Bazen tabiri caizse bu uygulamada paylaşılmaması gereken , kitap dışı ve ‘gereksiz şeylere’ yüzlerce beğeni geliyor. Bunu görünce şunu düşünüyorum ; buraya kitap ve ilgili konular için giren okurların , kitap dışı gönderilerin paylaşılmasından hoşlanmadığı halde neden alıntılarımızdan , incelemelerimizden , iletilerimizden daha fazla beğeni alıyor ? Bu uygulamayı kitap dışında kullanan insanlar daha mı fazla ?Yoksa biz mi bunlara izin veriyoruz ? Bu uygulamaya kitap için giren sevgili okurlar “Lütfen kitap , şiir vs ilgili şeyler dışında paylaşıma hiç bir şeye etkileşim vermeyelim . Bu sayede onların burda sıkılıp ilgili uygulamalara gitmelerine yardımcı olmuş olur ve tabirimi mazur görün ama saçma sapan insanlar amacı dışında hesaplar , paylaşımlar görmemiş oluruz. Siz sevgili okurlardan tek ricam bugünden itibaren hepimiz dikkat edelim. 6 ay oldu bütün sosyal medya hesaplarımı kapattım ve sadece 1K var. Alıntıları incelemeleri okumak hoşuma gidiyor. Burası yorucu ve boğucu hayattan kaçıp sığındığım tek yer. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Umarım bir sürü kitap okura denk gelir ve eminim benim gibi düşünen onlarca insan var.
Serhat Aydın isimli okura yanıt verildi
Serhat Aydın
Helin Kayar Ben sizi anlıyorum; bakın son haftalarda burada öyle paylaşımlara denk geldim ki "acaba burası hep böyleydi de ben mi şimdi denk geldim...." demek zorunda hissettim kendimi. Türk-Kürt ayrımı, kadın ve erkeklerin birbirine yadıkları mesajlar vs, yani şurada gerçekten derdi kitaplar olan insan sayısı az ve etkileşimi veren de onlar değil (benim alakam yok takip etmiyorum ama sayfaya düşüyor?) dolayısıyla söyledikleriniz pek karşılık bulmayacak. "Beğenileri boşverin..." deme nedenim ise sadece burada değil youtube vs yerlerde de emek verilerek üretilmiş kaliteli içerikler hak ettiği değeri bulamıyor.
1K nın sevgili okurlarına , LÜTFEN okuyunuz
Beni üzen bir konu var. Paylaştığımız alıntıların onlarca kişi tarafından görülüp çok az hatta bazen sadece 3-5 kişi tarafından beğenilmesi … Bu beni gerçekten üzüyor. Bazen tabiri caizse bu uygulamada paylaşılmaması gereken , kitap dışı ve ‘gereksiz şeylere’ yüzlerce beğeni geliyor. Bunu görünce şunu düşünüyorum ; buraya kitap ve ilgili konular için giren okurların , kitap dışı gönderilerin paylaşılmasından hoşlanmadığı halde neden alıntılarımızdan , incelemelerimizden , iletilerimizden daha fazla beğeni alıyor ? Bu uygulamayı kitap dışında kullanan insanlar daha mı fazla ?Yoksa biz mi bunlara izin veriyoruz ? Bu uygulamaya kitap için giren sevgili okurlar “Lütfen kitap , şiir vs ilgili şeyler dışında paylaşıma hiç bir şeye etkileşim vermeyelim . Bu sayede onların burda sıkılıp ilgili uygulamalara gitmelerine yardımcı olmuş olur ve tabirimi mazur görün ama saçma sapan insanlar amacı dışında hesaplar , paylaşımlar görmemiş oluruz. Siz sevgili okurlardan tek ricam bugünden itibaren hepimiz dikkat edelim. 6 ay oldu bütün sosyal medya hesaplarımı kapattım ve sadece 1K var. Alıntıları incelemeleri okumak hoşuma gidiyor. Burası yorucu ve boğucu hayattan kaçıp sığındığım tek yer. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Umarım bir sürü kitap okura denk gelir ve eminim benim gibi düşünen onlarca insan var.
Serhat Aydın
"Beğeni" diye birşeyin olmadığını düşünerek, okuduklarınızdan ileti paylaşır, inceleme yazarsanız bu kadar önemli olmaz sizin için. Okuma hayatımıza notlar düşüyoruz, incelemelerimize biri denk gelip istifade ederse ne ala, ben böyle bakıyorum. Takipçi sayısı, beğeni vs bunlara bakıp motive etmiyorum kendimi
Kendime hatırlattığım bazı acı gerçekler
Puan vermedi·517 syf.··
2025 52. kitabı
Martin Eden, benim için “çok çalışırsan her şey düzelir” masalının dağıldığı bir roman oldu. Başta, alt sınıftan gelip kendini yaza yaza var etmeye çalışan Martin’e hayranlıkla baktım; o açlık, o inat, o kendini dönüştürme çabası insana “ben de yapabilirim” duygusu veriyor. Ama sayfalar ilerledikçe, bu hayranlık yavaş yavaş yerini yorgunluğa ve hüzne bıraktı. En çok beni sarsan şey, Martin’in tam zirveye çıkmışken içten içe çöküşe geçmesi oldu. Yıllarca peşinden koştuğu onayın, şöhretin ve kabulün, eline geçince bomboş hissettirmesi… Kendini var etmek için bu kadar uğraşan bir insanın sonunda kendi hayatından çekilmek istemesi, başarı kavramını kafamda ciddi ciddi sorgulattı. Demek ki mesele sadece “başarmak” değil; kimin için, ne uğruna ve kendini ne kadar kaybederek başardığın da önemli. Ruth’a gelince… Onu okurken bir yandan anladım, bir yandan kızdım. Martin’i seviyor gibi ama asla tam anlamıyla yanında duramıyor. Sınıf farkı, beklentiler, “ne derler” kaygısı, sevginin önüne geçiyor. Bu da bana, bazı ilişkilerin duygudan çok konum ve statü taşıdığını hatırlattı. Kitabı kapattığımda içimde ne tam bir umut, ne de tamamen umutsuzluk kaldı. Daha çok şu duygu vardı: Eğer kendimizi sadece dışarıdan gelecek onaya, alkışa ve “başarılı” etiketine göre kurarsak, bir gün kendi hayatımıza bile yabancılaşabiliriz. Martin Eden, tam da bu yüzden benim için “yutması zor ama gerekli” bir hikâye olarak rafımda yerini aldı.
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Serhat Aydın
Kitaplığımda uzun zamandır bekleyen bir kitap, çok popüler olan kitapları istemsizce (hevesle edindiğim halde) öteliyorum. Bu güzel inceleme sayesinde öncelikli olanlar sınıfına alacağım. Sonda bahsettiğin "dışarıdan gelen" olumlu yada olumsuz tepkiler hayatımda çok yer kaplamıyor olsa da, bende bunun muhasebesini yapmak istiyorum. Acaba "Ne kadar kendime yabancıyım?"