Beni, bu apaçık sırıtan istisnayı saymazsak, babam çevresindeki dünyayı gönlüne göre yoğurmuş biriydi. Sorun, Baba’nın dünyayı siyah beyaz görmediydi. Ve neyin siyah neyin beyaz olduğuna karar verişinde. Hayatı böyle yaşayan birine duyduğunuz sevgiye mutlaka korku eşlik eder. Belki birazda nefret.
Üzerinden çok uzun zaman geçti; ama geçmiş için söylenenler yanlış. Ben onun nasıl gömüleceğini öğrendim. Her ne kadar geçmiş pençeleriyle kendine bir çıkış yolu açmayı becerse de.
…bu küçük kız, hayattan çok küçük taleplerde bulunan, hiç kimseye yük olmayan, üzüntülerini, hayal kırıklıklarını, alaya alınan hayallerini hiç kimseye, asla yansıtmayan bir kadın olacak. Bir ırmak yatağındaki kaya gibi, hiç yakınmadan katlanan, zarafeti, vakarı üzerinden akıp geçen çalkantılar tarafından bozulmayan, şekillenen bir kadın. Leyla bu küçük kızın gözlerinin gerisinde, öze, çekirdeğe derinden gömülmüş bir yerde, daha şimdiden, Raşit’in de Taliban’ın da kırmayı başaramacağı bir şey görüyor. Bir kireçtaşı kütlesi gibi sert, dayanıklı bir şey. Sonunda, onun kendi eliyle, bizzat bozacağı, Leyla’ya kurtuluşu getirecek bir şey.