Ich lebe mein Leben in wachsenden Ringen,
die sich über die Dinge ziehn.
Ich werde den letzten vielleicht nicht vollbringen,
aber versuchen will ich ihn.
Ich kreise um Gott, um den uralten Turm,
und ich kreise jahrtausendelang;
und ich weiß noch nicht: bin ich ein Falke, ein Sturm
oder ein großer Gesang.
--
Hayatımı genişliyen halkalar içre yaşarım ben,
nesneler üzre açılan birim birim.
Sonuncuyu, belki, başarmak gelmez elimden
fakat denemek isterim.
Dönerim çevresinde Tanrının,
o eski kulenin gece gündüz
dönerim binlerce senedir;
doğan mıyım ben, fırtına mı, bilmem henüz
yoksa bir büyük şarkı mıyım nedir.
Kur’an’ın hissetme akıl yürütme ve düşünme ile ilgili geniş bir kelime dağarcığı kullanmasının sebebi gerçekliğin doğasıyla yakından ilgilidir. Gerçeklik çok katmanlı ve çok boyutlu olduğu için tek bir bilişsel yöntemle idrak edilemez.
Resûlullah Efendimiz (sas) Hz. Ali’ye şu tavsiyede bulundular: “İki hasım önüne oturduklarında, birinciyi dinlediğin gibi ikinciyi de dinlemedikçe kesinlikle hüküm verme! Böyle yapman, nasıl hüküm vereceğinin açıkça ortaya çıkması için daha münasip bir davranıştır.” (Ebû Dâvûd, Akdıye, 6/3582; Ahmed, I, 90, 111; İbn-i Sa‘d, II, 337)
Akıl dışı (irrasyonel) olan şey 2 × 2’nin beş olduğunu iddia etmektir. Akıl üstü (supra-rational) gerçeklik ise hakikatin sayılardan ibaret olmadığını göstermektir.