Esra Özyürek’in "Being German, Becoming Muslim" isimli kitabı , Almanya’da “Müslüman olma” ile “Alman kalma” hâllerinin birbirini dışlayan değil, birbirini dönüştüren süreçler olabileceğini ikna edici örneklerle gösteriyor. Doğu Alman dönüşümlerinden (Zehra ve Usman), Alman-odaklı gençlik hareketlerine (MJD) ve Sünni sahada etnisiteyi by-pass eden Selefî alanlara uzanan vaka çalışmaları; dinî dönüşümün yalnızca kişisel bir arayış değil, aynı zamanda yeniden vatandaşlık, aidiyet ve saygınlık kurma stratejisi olduğunu ortaya koyuyor. Yazarın saha anlatıları sıcak, anlatısal ve sahici; devlet gözetimi (BfV), ırkçılık, “entegrasyon” dili ve helal gençlik kültürü gibi başlıklarda mikro hikâyelerle makro siyaseti başarıyla buluşturuyor.
Bununla birlikte kitap Berlin merkezli ve kentsel örneklem ağırlıklı; etno-dini çeşitliliğin başka şehirlerdeki farklı seyirleri ya da dindışı/Müslüman karşıtı aktörlerin iç dinamikleri daha sınırlı yer buluyor. Selefiliğin “post-etnik” imkânına dair güçlü gözlemler var; fakat hareketin iç çeşitliliği ve zaman içindeki dönüşümü (siyasallaşma/kurumsallaşma) daha derinleştirilebilirdi. Yine de çalışma, Almanya’da İslam’ı “yabancı”lıktan çıkarıp, gençlik kültürü, vatandaşlık ve kamusal meşruiyet tartışmalarının merkezine yerleştiren güçlü, okunması kolay ve tezler için zengin bir kaynak.