Sevgili Peygamberimiz (sas), bu hadisi ile bize bu hayatta iki seçeneğimiz olduğunu söyler. Ya bir GARİP ol, ya da bir YOLCU…
Bize zengin olmamız, konfor içinde dalmamız, sadece günlük planlar ile hayatımızı yaşamamız öğütlenmez. Modern hayat ise bize “Carpe Diem” (Anı yaşa) ya da “Genç iken hayatını yaşa!” der. Bu içinde yaşadığımız çağ hız, haz ve ayartının kutsandığı bir çağ. Halbuki bir anlık hevesler uzun süreli pişmanlıkları beraberinde getirir.
***
Said Nursi’nin şu sözünü şiar etmeli ve
bu modern çağın hurafelerinde sıyrılmalı insan…
"Hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork.
Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem'a,
bir işarette, bir öpmekte batma.
Dünyayı yutan büyük letâiflerini onda batırma."
Ayrıca "Her bir günah kalbe bırakılan
bir kara leke gibidir..." hadisini de unutmamalı,
kalbini korumalı insan…
***
“Gariplerin Kitabı”na dönersek…
İçinde hidayet yolculuğu olan kitaplar beni hep içine çekmeyi başarmıştır. Bu kitapta da öyle oldu. Bir kütüphanecinin “Gariplerin Kitabı”nı bulmak için çıktığı bir yolculukta kendini bulmasını anlatan bu kitap aynı zamanda yazarın kendi hayatından da esintiler içeriyor.
“Senin aradığını içeren bir kitap var.
Adı Gariplerin Kitabı.
İçinde bu dünyada ve sonrasında
bilmek istediğin herşey var.”
Bu söz ile yola çıkan ve sonrasında Müslüman olan kütüphane müdürünün aslında aradığı o kitap yani Gariplerin Kitabı, anladığım kadarıyla Kur’an idi.
***
Modern hayatın anlamsızlığını terkedip
gariplerin arasında yolculuk yapan bir adam…
Uyanış… Arayış… Diriliş…
“Dostum sen de bizdensin,
aradığın şey uzakta değil,
kalbindedir.”
İan Dallas’ın hayatının anlamını İslam’da buluşunu bir hikayeyle anlattığı bu kitap kalplere şifa olabilecek potansiyele sahip. İsmet Özel’in çevirisini okumak niyetiyle başlamıştım bu kitaba. Başarılı bir
Bu kitap radarıma dostum Mustafa Levent'in önerisiyle girdi. Federico Fellini ve İsmet Özel'i fazla dolaylı da olsa birbirlerine ulaştıran bir öyküsü var kitabın.
Gariplerin Kitabı'nın yazarı Ian Dallas (yeni adıyla Abdülkadir Es-Sufi) Fellini'nin 8.5 filminde sihirbaz rolünde izlediğimiz karakter. O meşhur "asa nisi masa" sahnesinde Fellini'yi canlandıran Mastrioanni'nin aklındakileri okuyor. Ve "anima"nın kuş dilindeki söylenişi "asa nisi masa"ya ulaşıyor. Buradan da bir Jung bağlantısı kuruluyor. Gerçekten birbirlerinden farklı dönemlerde yaşamış, birbirlerini tanımayan birçok sanatçı-düşünür bu sahnede buluşuyor: İsmet Özel, Federico Fellini, Carl Gustav Jung ve Ian Dallas...
İsmet Özel bu buluşmaya Ian Dallas'ın Gariplerin Kitabı'nı çevirmekle katılıyor ve kitabın Türk okura ulaşmasını sağlıyor. O çevirmese muhtemelen hiç kimse çevirmezdi ve bu kitaptan haberdar olamazdık.
Kitap yarı otobiyografik bir karakterde, tıpkı Fellini'nin 8.5'u gibi. Bir kütüphaneci, yerine geldiği kütüphanecinin arkasında bıraktığı eşyaları ve notları inceleyerek bir yolculuğa çıkma fikrine kapılır. Kendisini çölün ortasında bir kentte bulur ve orada Müslüman olarak bir zaviyeye katılır.
Kitap, yolculuğa çıkmadan önce ve yolculuğa çıktıktan sonra olarak ikiye ayrılabilir. Yolculuğa çıkmadan önce, karakterin hala şehirde, modern dünyada yaşadığı bölümde, modern dünyanın ve modern insanın bir eleştirini görürüz. Ian Dallas, kendi hayatında onu arayışa iten nedenin modern dünyanın sunduğu anlamsızlık olduğunu üstüne basa basa dile getirmiş. Modern dünyada insani ereklerini kaybetmiş insanların tek tek psikolojik analizlerini yapan yazar, kitabın ikinci bölümünde, yani yolculuğa çıktıktan sonra, artık modern dünyadan uzaklaşıp çöle girer.
Çöle girmesiyle yepyeni bir hayata başlayan
Hayırlı Akşamlar, tahlili zor bir fakat bir o kadar muhteşem bir kitap ile karşınızdayım.. Uzun zamandır düşünüyorum nasıl anlatsam, bu şaheser üzerine ne yazıp çizsem diye.. Malesef bir çıkış yolu bulamadım. Okuyucunun üzerindeki etkilerini ne kadar yazmaya çalışsam da okunmadan tadına varılamayacaktır. Gariplerin Kitabı'nı büyülü kılan belki de bu olmalı. Basımının olmaması, çevirmeninin İsmet Özel olması da kitabı kıymetli yapıyor elbette.. Gariplerin Kitabı bir arayışın, hakikat arayışının hikayesi.. Devlet Üniversitesi Kütüphane Yetkilisinin aniden ortadan kaybolması ve hidayete uzanan yolculuğu eminim ki okuyan her yüreğe dokunacaktır. İnşallah yeniden basarlar da böyle bir cevherden mahrum kalmayız.
kendine has bi' büyüsü var.
bu kitabı başka hiçbir cümle tanımlayamaz. her sayfada ismet özel'e niçin bu kadar yakınlık duyduğumu hatırlattım kendime. iyi ki karşıma çıkmış kütüphanenin gizli köşesinden. gariplere ve biraz da herkese..
garib; söylemin kendisinde anlaşılması g izil, öte, tuhaf bir acaiplik var. o duvardaki tablonun içinde kaybolub gittim yılların arasında. şimdi yaşlı kadınların konuşmalarını anlamaya başladım. garib...
10 Puan verdigim bu kitap benim için cok degerli. Ian Dallas sonradan müslüman olmus hatta seyhlim mertebesine kadar yükselmiştir. Ingilterede uzun yillar yasadiktan sonra irsad gorevi icin Guney Afrikaya gitmis ve orda medrese kurmustur. (Spoi icerir) Kitaba gelecek olursak bir akademisyenin basindan gecenler anlatılıyor. Bir suru garip olaylar silsilesi sonrasi kendisini Tunusta bir Şazeli tekkesinde bir seyhe bende olarak buluyor. Kitaba bayıldım...
Bir kütüphanecinin bir kitabı; Gariplerin kitabını bulmak için yaptığı uzun bir yolculuk.yazar daha sonra Müslüman olmuş ilgimi çeken beğendiğim bir kitap oldu.
Tevhid inancına göre, yalnızca Allah mutlak güç sahibidir ve sadece O’na ibadet edilir. Ancak tarikat pratiğinde, şeyhlere gösterilen aşırı saygı ve bağlılık, bazen Allah’a ait olan yüceltilme ve kutsallık gibi kavramların şeyhlere de atfedilmesi sonucunu doğurabilir. Bu da, Allah’a ortak koşma anlamına gelen şirke kapı aralayabilir.
Tarikatların merkezinde şeyh figürü bulunur. Şeyh, mürşit olarak kabul edilen, manevi olgunluğa ulaşmış, dini ve tasavvufi bilgisiyle rehberlik eden kişidir. Tarikatta şeyhe bağlılık esastır ve şeyhin tavsiyeleri ve kuralları, müridin hayatında belirleyici rol oynar. Bu noktada, bazı tarikatlarda şeyhin sözlerinin ve buyruklarının, Kuran’ın hükmü gibi kabul edilmesi, İslam’ın tevhid (Allah’ın birliği) anlayışı ile çelişen bir yaklaşım olarak eleştirilmektedir. Kuran, Allah’ın mutlak iradesini ve hükmünü temsil ederken, bir beşerin bu iradeye denk tutulması İslami öğretilere aykırıdır. Bu durum, tarikatları şirkle ilişkilendiren en temel argümanlardan biridir.
Necip Fazıl Kısakürek'in "O ve Ben" eserindeki motifleri ve sembolleri bu kitapta da bulmak mümkün.
O ve Ben, Puslu Kıtalar Atlası, Simyacı ve Siddharta kitaplarının karmasyon hâli diyebilirim. Gerilim ve heyecan noktasından beğendim.
!!!!!SPOİLER!!!!
Yazar bir Devlet Üniversitesi Kütüphanesinde arşivde çalışan bir memurdur. Okur olarak yazarın bilinç akışına adapte olmada zorlanmadım. Zaten bir boşlukta ve arayışta olan yazar devlet üniversitesi kütüphanesi arşiv yetkilisi yazarın kısaltımıyla DÜKAY’ın ortadan kaybolmasıyla olaylar zinciri başlar. DÜKAY’ın yerine atanır yazarımız. Yazarımızın yolculuğu da DÜKAY’ın odasında başlar.
Odada bir madala keşfeder bu madala Bistamlı Beyazıda aittir. ‘’Bu bilgiyi arayarak bulamazsın ne var ki onu bulanlar yalnızca aramış olanlardır’’ yazılıdır. Anlatıcı bu yazıyı okuduğu anda zamandan ve mekandan kopar. Sanki gövdesi bir nefeste yenileniyor gibidir.Anlatıcı bir şeyleri özlemekte ve aramakta olduğunu fark eder. Ve bu özlediği şeyi DÜKAY biliyordur. Bir gün ziyarete DÜKAY’ın arkadaşı Arnou gelir. Ona şaşırdığı bir rahatlıkla DÜKAY’ı ve düşüncelerini anlatır. Arnou aradığı şeyi kendisinin bulacağını ve tüm her şeyin KALBinde olduğunu ve anlatıcıyı kalp yoluyla bulduğunu söyler. Anlatıcı fiziksel bir organ nasıl tüm kainatı içinde barındırabilir? sorusunu okurla birlikte sorar.
Ertesi gün anlatıcı evindeyken bir rüya görür. Rüyasında aradığı şeyin evinde olduğunu söyleyen bir ses duyup uyanır. Evi temizlerken bir defter bulur. Bu defter DÜKAY’ın defteridir. Anlatıcının arşiv yetkilisi olmasının üzerinden on yıl geçer. Bu arada aradıklarına bir cevap bulabilmek ümidiyle eski bilginlerin yöntemiyle evinde toplantılar düzenler. Bu toplantıya üniversitede ki yetkili kişiler iştirak eder. Anlatıcı bu işlerin hakkında davranış notları da çıkarmıştır.
Profesör Aller Psikograf (Gerçekliğin tüm boyutları ile baş edebilmek için düşünce yapılarımızı nasıl kullandığımız) uzmanıdır. Zayıf, uzun ve kambur ve kekemedir.
Doktor Gayen kısa boylu, tombul evli ve beş
"Gidiyorum bugün kütüphaneyi, evimi ,dostlarımı, yaşadığım şehr-i terk ediyorum. NEREYE GITTIGIMI BILMIYORUM...diyerek hakikati arayışın hikâyesi.
Ian Dallas'ın( Iskoç asıllı yazarın) hayat hikayesinden temalar barındıran ,tasavvuf ve hadis ekseninde oluşmuş bir serüveni anlatıyor.
Tasavvufu ,Rabbi sevmek ve onun yarattığı her şeye yumuşak davranmaktır şeklinde tanımlaması muazzamdı.
Bu kitabı neden Ismet Özel çevirdi bulamasam da ,çeviride isminin yer almasi kitabın değerini gözümde katladı elbette...
Abdülkadir Es-Sufi: Ian Dallas'ın Fas'ta Müslüman olduktan ve tasavvuf eğitimi aldıktan sonra aldığı isimdir.
1967 yılında Müslüman olmadan önce Ian Dallas ismiyle aktörlük ve senaryo yazarlığı yapmıştır.