"İnsan her şeye yeniden nasıl baslar?" sorusunu uzunca bir süredir düşünüyorum ve bu sorunun beni götürduğü yer baska bir soru oldu: "İnsan her şeye yeniden başlamalı mi?" İşte tam da burada ikna edemiyorum kendimi. Çünkü artik insanın her şeye yeniden başlaması gerektiğine inanmıyorum. Bu biraz yapay, çocuksu ve kof geliyor bana. Hayat başımıza bir şeyler getirir, biz büyük hatalar yapıp çuvallariz, her şeyi elimize yüzümüze bulaştırıp dağıtırız ve bir yıkıntı gibi öylece kalırız. Peki bu yıkıntının yeniden eskisi gibi olmasına imkân var mıdır?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Her şey bitmiş, kervan vurulmuş, kar yürünecek bütün yolları kapatmış olsa dahi başımızı kaldırıp göğe bakacağız.
Bizi yola koyan, yolda bırakır mı hiç?
Biliriz ki bu yabancılık bir gün bitecek. Yani umudumuz o yöndedir. Evimize gideceğiz, o geniş bahçelerde şöyle derin bir oh çekeceğiz ve en nihayetinde "Tüm bunlara değdi" diyeceğiz. Tüm bu olanlara değdi.
Ama önce yola çıkmalı, yolda olmalı, yola karışmalı.
Dünyanın yabancısıyız. Buraya ait değiliz, sadece buraya aitmiş gibi hissetmek için çırpınanlarız. Şu yabancı hâlimizle umutlanırız, umutlarımızı toplayıp gece vakti yakarız, yol ararız, kendimizi ararız, kendimizi kaybettiğimiz yolları düşünüp ağlarız ama insanız, yitirmenin öz kardaşıyız, bulmak için hep ümitvarız.