Korkunç kelimesinin az geldiği bir distopya. Sadece tüketen, değer yargılarından uzak, insanlıktan uzak, her şeyin sığ olduğu bir düzenin kurgulandığı bu eseri okuduğumda ne yazık ki bu korkunç distopyanın deri değiştirmiş şekilde gerçekleştiğini düşündüm. Evet kitaptaki gibi “tüketin, hiçbir şeyin eskisiyle kalmayın” denilen hipodenya sürecinden geçmesek de artık her kıyafetin farklı renkleri olmazsa bizi eksik hissettirecekmiş gibi yönlendiren ınfuluencelerimiz var. Ve ne yazık ki bir reels kadar uzağımızdalar. Eskiden azla yetinmeyi öğreten, kadir kıymet bilen insanlarımızdan gösteriş meraklısı aldığını bir gün giyip öteki gün fırlatan riyakar insanlara dönen o iğrenç çağdayız. Kapitalistlerin ekmeğine bol bol yağ sürüp kendimizden eksiltip insanlara değil nesnelere değer verdiğimiz o dönemde. Kitaptaki distopik dünyada insanlar arasında sevgi,aidiyet hisi, aile gibi bağlar yok. Karşı cinsle ilişki sadece bedensel ilişkiye indirgenmiş. Seks var ama tutku yok, sevgi yok. Herkes, herkese aittir denilerek insani bağların önü kesilmiş. Hayvanlardan farksız cinsel bir hayat ve tüketim var. Emek göstermek,biri için sebat etmek yok. Yatakla başlayıp yatakla biten tek düze, bayağı vasat yüzeysel ilişkiler. Ne yazik ki bu da günümüzde gerçekleşen bir diğer olgu. Eskiden birbirinin elini tutmaya çekinen aşıklardan “flört” adı altında sadakatsizliği normalleştiren insanlara. Sevişmenin kökü bile sevmekten gelirken birbirini arzu bakımından doyuran içi boş insanlara evrildi bu dünya. Ne yazık ki modernlik adı altında oluyor bunlar. Kitabı tavsiye ederim günümüzle çok özdeşleştireceksiniz.