Yalnızlık tüm üstün zekaların kaderidir. Kimi zaman bundan yakınacaklardır, ama onu daima kötünün iyisi olarak seçeceklerdir. Ancak yaşları ilerledikçe bilge olmaya cesaret etmek daha kolay ve doğal olacak. Altmışlı yıllarında yalnızlık dürtüsü gerçek anlamda doğal, hatta içgüdüsel bir dürtü olacaktır. Çünkü bunun için artık her şey bir aradadır. Sosyalliğe yönelik en güçlü eğilim, kadınları sevmek ve cinsel dürtü, artık etkisini yitirmiştir. Evet yaşlılıkta cinselliğin olmayışı, sosyalleşme dürtüsünü gitgide özümseyerek belli anlamda bir kendine yemenin temelini oluşturur. İnsan bin bir yanlış ve aptallıktan geri dönmüştür.
Bu açıdan, "tarihsel gerçekliği" bilmemek, tarihe aykırı ütopyacılar olmak suçlamaları karşısında, "somut"un savunucularına karşı, bundan böyle, "durunuz", ya da "geri dönünüz" veya "kafanızı kaldırınız"dan ziyade; "Gittikçe eğikleşen bir yokuştan aşağı daha hızlı inin, durmadan gidin, tüm engelleri aşın. Zincir size yakışmıyor. Tüm başarılarınızın meyvelerini toplayın. Daha hızlı kanat çırparak, zaferleriniz, aşamalarınız, imparatorluk ve demokrasilerinizle daima daha da kabaran kibirlerinize koşun. Çukur doldurulmalıdır ve sizden sonra o doldurulan çukurdan fışkıracak ağaç için gübreye gerek vardır" demek gerektiğini, düşünenlere hitap ediyoruz.
Anlaması yeni okurlar için ağır olabilir, poltik kitaplara da bununla başlamanızı önermiyorum demokrasi tarihi öğrenildikten sonra kesinlikle okunması gereken bir kitap. Politikayla ilgilenen herkese öneriyorum.