Fulya Serbes

Fulya Serbes
@StageDesigner
Florebo quocumque ferar.
Stage Designer
16 Aralık
551 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Bir inanca göre çocuk doğumu zamanı Yayık, Tanrı'nın mesajını yeryüzüne götürdüğünden dolayı Yayuçi olarak anılmıştır. Nitekim insanlara ilk ruh ve ilk yaşam, Süt Ak Göl'den alınan damla ile verilir. Bu görevi de Yayık yapar. Bundan dolayıdır ki Altaylı şamanlar ona yaratıcı sıfatını vermişlerdir. Yayık, bir çocuk doğduğunda Ülgen'in buyruğu ile Süt Ak Göl'e gider ve oradan bir damla alır. Bu damlayı çocuğun ağzına damlatır. Böylece çocuğa can verilmiş olur.
Reklam
her insanın iki ebedi yolcusu var: Bunlardan biri insanın sağ omuzunda oturan yayuçi, diğeri insanın sol omuzunda oturan körmestir. Bunlar insanın sağ ve sol omuzlarında oturup onu iyi ve kötü amellere sevk eder veya amellerini izlerler ki insan öldükten sonra nereye gideceğine karar versinler.
Yusuf Has Hacib; Oğuz Kağan'dan, Uluğ Türk'ten değil, dört sembolik kahramandan yazdı. Nizami Gencevi beş mesnevisinin hiçbirinde Türk mitlerinden, Türk kahramanlarından söz açmadı. Demir vücutlu İsendiyar'dan konuştu, Temir Boko nu unuttu. Hüsrev'den konuştu, Anuşirevan'ı adalet sembolü yaptı. Iskender'in adaletini öve öve bitiremedi, Türk hükümdarlarının kutundan, halk karşısında sorumluluğundan yazmadı. Ali Şir Nevai gibi büyük şairimiz de Mete'nin, Ilteriş'in, Bumin Kağan'ın, Kültigin'in il kurmalarından, aç milleti doyurmalarından, çıplakları giydirmelerinden, yönetim sisteminin demokrat oluşundan bahsetmedi. Mevlana, Mesnevi'sinde uzun uzun ahlaki hikâyeler anlattı fakat Türk ahlakından, Türk marifetinden konuşmadı. Divan şairlerimiz konularını Fars ve Arap kültüründen alarak işlediler. Firdevsi'nin göklere çıkardığı Rüstem'in kahramanlıklarını daha da yücelttiler, lakin Şuno'dan, Kala-Mambır'dan bahsetmediler, hatta onları tanımadılar ve hiçbir zaman da Türk mitolojik hikâyelerini eserlerinin konusu yapmadılar.
Kim bilir, belki kıvrıla kıvrıla büyüyen sessizliğimiz; içimizdeki nehirler gibi bir gün denize ulaşır.
Hayatı zannettiklerimizle yaşar, gerçeklerle öderiz.!