Yusuf Has Hacib; Oğuz Kağan'dan, Uluğ Türk'ten değil, dört sembolik kahramandan yazdı. Nizami Gencevi beş mesnevisinin hiçbirinde Türk mitlerinden, Türk kahramanlarından söz açmadı. Demir vücutlu İsendiyar'dan konuştu, Temir Boko nu unuttu. Hüsrev'den konuştu, Anuşirevan'ı adalet sembolü yaptı. Iskender'in adaletini öve öve bitiremedi, Türk hükümdarlarının kutundan, halk karşısında sorumluluğundan yazmadı. Ali Şir Nevai gibi büyük şairimiz de Mete'nin, Ilteriş'in, Bumin Kağan'ın, Kültigin'in il kurmalarından, aç milleti doyurmalarından, çıplakları giydirmelerinden, yönetim sisteminin demokrat oluşundan bahsetmedi. Mevlana, Mesnevi'sinde uzun uzun ahlaki hikâyeler anlattı fakat Türk ahlakından, Türk marifetinden konuşmadı. Divan şairlerimiz konularını Fars ve Arap kültüründen alarak işlediler. Firdevsi'nin göklere çıkardığı Rüstem'in kahramanlıklarını daha da yücelttiler, lakin Şuno'dan, Kala-Mambır'dan bahsetmediler, hatta onları tanımadılar ve hiçbir zaman da Türk mitolojik hikâyelerini eserlerinin konusu yapmadılar.