Fuzuli Bayat

Fuzuli Bayat

Yazar
8.8/10
48 Kişi
·
149
Okunma
·
18
Beğeni
·
1253
Gösterim
Adı:
Fuzuli Bayat
Unvan:
Yazar,profesör
Doğum:
Azerbeycan, 1958
28 Nisan 1958 yılında Azerbaycan’ın Masallı İlçesinin Harmandalı köyünde doğdu. Babasının adı Hayrulla, annesinin adı Medine’dir. 1975 yılında Ortaokulu ve liseyi bitirdikten, iki yıl askerlik yaptıktan ve iki yıl da çalıştıktan sonra 1979 yılında Azerbaycan Yabancı Diller Enstitüsü (Azerbaycan Diller Üniversitesi) Fransız Dili ve Edebiyatı Fakültesini kazanmıştır. Aynı fakülteden 1984 yılında üstün başarıyla ve master derecesi alarak Fransız-İngiliz Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak mezun oldu.

1984-1987 tarihleri arasında İmişli İlçesinin Alikulular köyünde İngiliz Dili Öğretmeni olarak görev yaptı. 1986-1987 yıllarında geçmiş Sovyetlerin ikinci büyük şehri olan St.Petersburg’da Saltıkov-Şedrin Milli Kütüphanesinde çalıştı. 1987 yılında Özbekistan Bilimler Akademisinin Dil ve Edebiyat Enstitüsünde açılan doktora programını kazandı ve 1990 yılında aynı Enstitüde doktora tezini savunarak “Doktor of Philosophie” unvanını aldı.

1990-1992 yılları arasında Azerbaycan Bilimler Akademisinin Edebiyat Enstitüsünde ilmi araştırmacı olarak çalıştı. Bu yıllar arasında Azerbaycan’ın bağımsızlığı uğrunda mücadele veren Azerbaycan Halk Cebhesi’nin Bilimler Akademisinin Edebiyat Enstitüsünde dayak destesinin başkanı oldu ve bu görevini 1990’dan 1995 yılına kadar yürüttü.

1993-1995 yıllarında Ortak Türk Edebiyatı Bölüm başkanlığı görevini yaptı.

1993-1997 yıllarında Bilimler Akademisinde baş ilmi işçi (doçent) unvanı ile çalıştı. 1993-1994 yıllarında Bakü Devlet Üniversitesinde Dede Korkut özel kursu açıldı ve orada ders verdi.

1995-1999 yılları arasında ise Dede Korkut Ansiklopedisi hazırlama kurulunda başkan yardımcılığı ve yazarlık görevlerini yaptı. Yapmış olduğu çalışmalardan dolayı 1996 yılında Azerbaycan Yazarlar Birliğinin üyesi seçildi ve halen de Yazarlar Birliğinin üyesidir.

1997 yılında üst aşama doktora tezini savunarak Filoloji İlimler Doktoru, “Doktor of Sciences” (Profesör) unvanını aldı.

1997-1998 yıllarında Kars Kafkas Üniversitesi, 1999-2008 yılında ise Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümlerinde misafir öğretim üyesi olarak çalıştı.

2009 yılından itibaren Azerbaycan Milli Bilimler Akademisinde çalışmaktadır.
Carkanat (şaman) anladı ki bu dünyada hem insanlar hem de hayvanlar yaptıkları amellerin cezasını Erlik Han'ın meskeninde (yeraltı dünyası/cehennem) ödüyorlar.
Kadın ilk otacıdır (hekimdir); ilkel toplumlarda balasını (çoçuğunu) tedavi eden, yaşlılara bakan, kocasını iyileştiren yine kadındır ve bu kadın şaman olsa da olmasa da ilk otacı, ilk iyileştirendir.
Türk boyları her ne kadar Müslüman veya Hristiyan, yahut da Budist olmuş olsalar da, halk inanç ve geleneklerinin temelinde Şamanist olarak kalmışlardır. Batıl inanç olarak adlandırılarak takip edilmesine, iklim ve doğa koşullarının farklılığına ve yaşadıkları ülkelerdeki kültür ve inanç sistemlerine rağmen Şamanlık canlılığını bütün zamanlarda koruyabilmiştir.
Fuzuli Bayat
Sayfa 278 - Ötüken yayınları 5. Baskı
...hayat onarılamaz, ancak evrenin yaratılışının simgesel tekrarlarıyla yeniden yaratılabilir, çünkü evrenin yaratılışı her yaratılışın örnek alınacak modelidir.
Tinimiz (ruhumuz) sağlam olursa biz mutlu oluruz, hatta fiziki ağrılara, azaplara, sıkıntılara göğüs gerebiliriz.
Türkler, din değiştirmiş ve yeni dini sistemlerden bir takım alıntılar yapmış olsalar da iman ve inanç bağlamında her zaman eski mitolojik inançlarına bağlı kalmışlardır. Önemli olan dini-mitolojik sistemin özünü oluşturan inanç tutuculuğudur.
Aslında kadın veya erkek olmak doğuştandır ve doğaldır. Ancak kadınlık ve erkekliğin nasıl yaşandığı kültürler tarafından belirlenir.
304 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Şamanlığın inanç ve geleneklerimiz üzerinde ne kadar etkisi bulunduğunu uzun bir süredir merak etmekteydim. Şimdiye kadar internet ortamında karşıma çıkan bilgiler batıl inanç ve kullanmış olduğumuz isimler üzerinde yoğunlaşmaktaydı. Daha sağlıklı bilgiye ulaşmak amacıyla konusunda uzman bir yazardan Fuzuli Bayat’tan Şamanlığın ne olduğunu, ayrıca inanç ve geleneklerimiz üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu öğrenmek ve ilk incelemeyi yaparak kitabın okurlarla tanışmasına aracılık etmek istedim.

Fuzuli Bayat, Azerbaycan doğumlu bir akademisyen. Dede Korkut Ansiklopedisi hazırlama kurulunda da görev almış, Mitoloji, Türk Şaman metinleri ve Oğuz Kağan Destanı gibi konularda 12 adet kitabı yayınlanmış bir profesör.

Kitabı okumadan önce; Şamanlığın etkisinin, gidenin ardından su dökülmesi, tahtaya üç defa vurmak, ölünün ardından kırkıncı gün ruhunun kovulması, kurşun döktürmek, çaput bağlayıp dilek tutulması gibi bugün batıl inanç olarak kabul edilen davranışlardan ibaret olduğunu düşünüyordum.
Kitabı okudukça, ilk önce “Şamanist” kelimesinden çok “Şamanlık” ifadesinin daha doğru olduğunu ve Şamanlığın din değil, dinle ilgili olduğunu öğreniyoruz.

Şamanlık sadece Müslümanlığı değil, diğer dinleri de (Manihaizm, Budizm, Hristiyanlık, Musevilik, ) etkilemiş ve aynı şekilde bu dinlerden etkilenmiştir. Benim açımdan ilginç bir tesadüfle bir sonraki okuduğum kitap Büyük Umutlar (Charles Dickens)da, ölünün ardından kırkıncı gün ruhunun uzaklaşmasına rastladım.
Bu karşılıklı etkileşimin sadece ritüel ve geleneklerle sınırlı olmadığını öğreniyoruz Fuzuli Bayat’tan. Anadolu sufizmi, Mevlevilik ve Bektaşilik üzerinde somut örneklerle Şaman öğelerine yer veriliyor kitapta.

“Dünya yükünü üstünden atmanın çile çıkartmağa transformasyon edildiği Türk Halk Sufizmi, Şamanlıktan aldığı uzaklaşma veya uzaklaştırılma ritini İslami bir kisveye bürümüştür.”(riyazet ve çile) s. 47

“Yeseviye, Bektaşiye, Mevleviye tarikatlarının sema/semah sürecindeki ritmik oyunları, kökeni açısından Şaman oyununun daha gelişmiş şeklidir. Alevi-Bektaşiler ve Mevleviler de semaya kalkmakla ruha ulaşırlardı…Sema merasimi zamanı hem Yesevi, hem de Anadolu erenleri kuş uçuşuna benzer hareketler etmekle İslam’dan önceki Şamanların oyun zamanı kuşa çevrilip göklere uçmalarını yansıtıyorlardı.” S. 219

Nitekim Şaman teriminin de oynayan, zıplayan anlamında olduğu düşünüldüğünde inanç ve tarikatlar üzerindeki Şaman etkisi daha çarpıcı bir şekilde ortaya çıkıyor.

Bunların dışında özellikle Şamanların koruyucu ruhu olan Emegeret’i, Türk kilimlerinde çok sık rastanan motif olarak hatırladığımda ve ülkemizde bir dönem sık kulanılan Perihan isminin Şaman ruhu anlamına geldiğini öğrendiğimde doğru kitabı bulduğumu anladım.

İncelemeye 278. Sayfadaki şu alıntıyla son veriyorum. “Türk boyları her ne kadar Müslüman veya Hristiyan, yahut da Budist olmuş olsalar da, halk inanç ve geleneklerinin temelinde Şamanist olarak kalmışlardır. Batıl inanç olarak adlandırılarak takip edilmesine, iklim ve doğa koşullarının farklılığına ve yaşadıkları ülkelerdeki kültür ve inanç sistemlerine rağmen Şamanlık canlılığını bütün zamanlarda koruyabilmiştir.”
187 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
..
Bütün Türk şaman anlatılarında da en güçlü ve korkunç şamanların kadınlardan olduğu belirtilmektedir. Bu da Türk sosyo-kültürel hayatında kadının yalnız evde-özel alanda değil, kamusal alanda da etkin konumda olduğunu bize gösteriyor.  Eski çağ ve onu izleyen çağda Türk kadınını belli bir mekana hapsetmenin mümkün olmadığı aksine toplumun en zirve sayılabilecek konumunda yer aldığı görülmekte. Nitekim kağanların eşlerinin devlet yönetimine katılması, savaşan taraflar arasında diplomatik ilişkiler kuran (Mesela Akkoyunlu Sara Hatun) kadınlar olduğu gibi, yalnız evde bulunan çocuklarıyla ilgilenen kadınlar da vardır. Toplumsal cinsiyet kurallarından bakıldığında Türk kadınının diğer Müslüman ve hatta Avrupa kadınlarına kıyasla sosyal alanda faal olduğu tespit edilir.
..
..
"Aslında kadın ya da erkek olmak doğuştandır ve doğaldır. Ancak kadınlık ve erkekliğin nasıl yaşandığı kültürler tarafından belirlenir."
..
..
Kadın ilk hekimdir, ilkel toplumlarda çocuğunu tedavi eden, yaşlılara bakan, kocasını iyileştiren, yine kadındır ve bu kadın şaman olmasa da ilk tabip, ilk iyileştiricidir.
187 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Türk kültüründe kadının yerini gerçekten gösteren bir eser, sayın Bayat hocama çok teşekkür ederim. Kadınların, günümüzde kaybettikleri konumlarının farkına varmaları için okumaları gereken bir kitap. Öyle son dönemlerde çıkan romantik( insanları uyutmak için yapılan) dizilerdeki kadın değil bu kitaptaki kadın "Türk Kadını"dır. Tabi kimsenin etnik kimliğini çizmek bize düşmez ancak kitapta kadının Türklerdeki konumunu görünce günümüz insanlarının kadın-erkek kendini bir sorguya çekmesi gerek. Özellikle aşırı romantik kesimin, gittikçe Araplaşan ancak kendini Türk-Türkçü vb. gibi sıfatlarla niteleyen kesimin okuması ve kendine çekidüzen vermesi lazım !

Kitap Türklerde en eski şamanların kadınlar olduğunu, onların sezgilerinin güçlü olduğu için toplum tarafından daha çok tercih edildiklerini ancak zamanla ataerkilk bir yapıya geçildikçe kadınların bu konumlarını kaybettiklerini anlatmaktadır. Aslında amaç ilk etapta bu değildir. Günümüz şamanlarının manyaklarının(cübbe,elbiselerinin) uzun olmasının, saç uzatmalarının, toka ve süs takmalarının kadınlara özenmek, onlar gibi güçlü olmak için yaptıkalrını aktarmaktadır. Aslında şaman cinsiyetüstü bir kişidir kitapta da bu dile getirilir ancak kadının o dönemki konumu dikkat çekicidir. Toplumsal cinsiyet çalışanların mutlaka okumaları gereken bir eser.
184 syf.
·14 günde·9/10
Sizler de bilirsiniz ki Yunan mitolojisi kadar ünlü, dünyaca sevilen, çizgi romanları, filmleri yapılan bir mitolojiye sahip değiliz. Sahip olduğumuz kadarını ise yine Çin, Fars, Arap ve Rus kaynaklarından öğreniyoruz. Özellikle de Rus kaynaklarından yararlanıldığını belirtmek isterim. Yazarımız da bu kaynak araştırmalarından edindiği bilgiler ışığında millî ruhu da koruyarak hikâyeleri bizlere toplu halde sunmuş.
Kitap, konularına göre altı bölüme ayrılmış. Yazar, içindekiler kısmı ile bize kitapta yer alan hikâyeleri bütün olarak görme fırsatı sunmuş. Ele alınan hikâyelerin, Türk milletleri arasında var olan farklı varyantları da mevcut.
Bu kitapta Adem ile Havva'nın Töringey ve Ece olduğunu, insanlığın Targın Nama ve onun iki kaburgasından yaratılan kadından türediğini, şeytanın değil de Erlik'in göklerden kovulduğunu, yaşadığımız dünyanın aslında ikinci evresinde olduğunu, kalgançı çağını (kıyameti), Korkut Ata'yı, Burkut Baba'yı, Umay Ana'yı, Bostancı Dede'yi ve ilk şamanları hikâyeleri ile birlikte göreceksiniz.
Bu alanda merakı olan herkesin okumasını önerebileceğim bir kitap.



İyi okumalar :)
187 syf.
Bayat hocamız, çok kapsamlı bir çalışma yapmış. Türk mitlerine harika katkıları olmuş.

Şamanizm geleneğini, kadın kimliğinin önemini geçmişten bugüne nasıl geldiğini açıklamış. Her bölümde bilgi akışı çok fazla, bu yüzden yavaş okunan bir kitap. Altını çizerek, notlar alarak okuduğum eşsiz bir çalışma. Felsefe, mit tarihi, metafizik alanlarında bize çok yardımcı olacaktır. Ayrıca uzun, gereksiz ayrıntılar da yok kitapta. Şiddetle tavsiye ediyorum.
186 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Kadim Türklerin Mitolojik Hikayelerini (Fuzuli BAYAT) okudum.

Kitabı yine yaptığım gibi parçalara bölerek 5 günde bitirdim. Kitap hakkında detaylı yoruma geçmeden önce bizim de mitolojimizin gelişmiş olduğunu ama geri planda kaldığını belirteyim. Örneğin Erlik karakteri tip olarak benzemese de bazen yeraltı görevleri bazen kurnazlıkları sayesinde bana Loki'yi anımsattı. Bazı karakterler güzel işlenirse Marvel evreni gibi bir evren bile yapılabilir. Aşağıdaki linkten kitapta bir çoğu bahsedilen mitolojik varlıkları okuyabilirsiniz.

http://www.biligbitig.com/p/turkmitolojisi.html

Kitap, güzel bir önsöz ve kaynakçadan oluşmuş. Detaylı bir içerik gerçekten. Tek üzücü yanı bu hikayeleri Rus, Arap ve Çin kaynaklarından öğreniyor olmamız. Yazıya geçirmede sıkıntılarımız olmuş.

Parça parça ilk başta Bay Ülgen'in Ag Ene (Ak Ana) yardımıyla evreni yarattığı değişik mitler aktarılıyor. Daha sonra İslam dinindeki olayların benzerleri ile karşılaşıyoruz. Örneğin; ilk insanların oluşumu, cennet-cehennem kavramları ve buradan kovulma, Nuh tufanına benzer bir mit daha yer alıyor. Ayrıca İskandinav mitolojisindeki diyarları birbirine bağlayan Yggdrasill benzeri bir hayat ağacından bahsediliyor.

Bay Ülgen bazen de Zeus gibi hava olaylarının aktarımı için kullanılmıştır. Bilgi almak için aşağıdaki adrese bakabilirsiniz.

http://www.biligbitig.com/...ojisi-karakteri.html

Diğer parçaya geçtiğimizde Türklerdeki Bozkurt miti, Ergenekon olayı ve buradan çıkışımızdaki kutladığımız bayram ve bazı kutsal varlıklardan bahsediyor. Aşağıdaki linkten bilgilere bakabilirsiniz.

http://mitolojik.blogspot.com/...genekon-destani.html

Daha sonra Şamanlık ve Şamanlar konusuna geçiş yapıyor. Burada çeşitli kültürlerdeki Şamanlık olayının nasıl başladığını ve ilk Şaman'ın kimler olduğunu aktarıyor. Şaman inancındaki kıyamet gibi konular da paylaşılıyor.

Kısa bir aktarım olarak arada Umay Ana, Albastı gibi çocuklarla ilgili mitolojik hikayeleri aktarıyor sade bir dille.

Umay Ana ve Albastı (Al Karısı) kim derseniz aşağıya bakabilirsiniz.

http://gercekedebiyat.com/...na-sahnaz-kemal/1281

https://turkcetarih.com/...asti-turk-mitolojisi

Son olarak da atlar, doğalar ve bazı meşhur varlıklar hakkında çeşitli mitleri anlatarak kitabı bitiriyor yazar.

Kitabın içeriğini çok beğendim. Türk mitolojisi hakkında, konular hakkında çeşitli varyantların olduğu hikayeler okumak isterseniz tam size göre bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim. Bir de aşağıya bu kitabı okumadan önce araştırdığım ve kaydettiğim Türk mitolojisi hakkında bazı içerikleri ekleyeceğim. Okumak isterseniz göz atabilirsiniz.

1. https://masivaturk.com/...-efsanevi-yaratiklar
2. https://tarihturklerdebaslar.wordpress.com/...itolojisi-unsurlari/
3. https://korkubilimi.com/...anri-ve-tanrica.html
4. https://paratic.com/turk-mitolojisi/
5. http://tengriciturkiye.blogspot.com/...aratls-efsanesi.html
6. http://www.wikizero.biz/...O8cmtfbWl0b2xvamlzaQ
7. https://www.dogaustu.net/...turk-mitolojisi.html
8. https://eksisozluk.com/kalganci-cak--990620
380 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Ötüken yayınlarından çıkan Mitolojiye giriş kitabını okudum ama burada malesef o kitap yok.
Kitap ilk kez mitoloji konusuna yönelmeme rağmen,çok zevkli ilerledi.
Dili çok sade fakat bazı terimlerin anlamlarına üşenmeyip bakmak gerekiyor.
Mitoloji diyince kafam da hep beni iten saçmalıklar şekillenirdi fakat bu kitapta mit kavrami oyle guzel anlatilmis ki ,aslında okumayı seven ve yazınla uğraşan herkesin bir şekilde mitlerden (eski terimle esatirlerden) faydalanmış olduğunu ya da mit'in malzemelerine aşina olduğunu farkettim.
Sayın Prof.Dr.Fuzuli Bayat,Mitoloji'yi Mısır ve İran kültüründeki soylencelerden toplayarak kendine yontmaya çalışan Yunanistan ve Avrupa'nın,Türk tarihine ait mit'leri bile Yunan-Roma mitolojisi adı altında nasıl bir kültürel bilinç olusturarak kültür çarpıkliğına sebep olduğunu arastirmalarla ifade etmis .
Mit kavramının destan ,masal gibi halk bilimlerinden ayrılan yönlerini,örneklerini,tanımlarını akıcı bir kurguyla izah etmis.
Yazına dair ilgi duyuyorsanız bu kitap kaleminizi oldukça besleyebilir.
Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Fuzuli Bayat
Unvan:
Yazar,profesör
Doğum:
Azerbeycan, 1958
28 Nisan 1958 yılında Azerbaycan’ın Masallı İlçesinin Harmandalı köyünde doğdu. Babasının adı Hayrulla, annesinin adı Medine’dir. 1975 yılında Ortaokulu ve liseyi bitirdikten, iki yıl askerlik yaptıktan ve iki yıl da çalıştıktan sonra 1979 yılında Azerbaycan Yabancı Diller Enstitüsü (Azerbaycan Diller Üniversitesi) Fransız Dili ve Edebiyatı Fakültesini kazanmıştır. Aynı fakülteden 1984 yılında üstün başarıyla ve master derecesi alarak Fransız-İngiliz Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak mezun oldu.

1984-1987 tarihleri arasında İmişli İlçesinin Alikulular köyünde İngiliz Dili Öğretmeni olarak görev yaptı. 1986-1987 yıllarında geçmiş Sovyetlerin ikinci büyük şehri olan St.Petersburg’da Saltıkov-Şedrin Milli Kütüphanesinde çalıştı. 1987 yılında Özbekistan Bilimler Akademisinin Dil ve Edebiyat Enstitüsünde açılan doktora programını kazandı ve 1990 yılında aynı Enstitüde doktora tezini savunarak “Doktor of Philosophie” unvanını aldı.

1990-1992 yılları arasında Azerbaycan Bilimler Akademisinin Edebiyat Enstitüsünde ilmi araştırmacı olarak çalıştı. Bu yıllar arasında Azerbaycan’ın bağımsızlığı uğrunda mücadele veren Azerbaycan Halk Cebhesi’nin Bilimler Akademisinin Edebiyat Enstitüsünde dayak destesinin başkanı oldu ve bu görevini 1990’dan 1995 yılına kadar yürüttü.

1993-1995 yıllarında Ortak Türk Edebiyatı Bölüm başkanlığı görevini yaptı.

1993-1997 yıllarında Bilimler Akademisinde baş ilmi işçi (doçent) unvanı ile çalıştı. 1993-1994 yıllarında Bakü Devlet Üniversitesinde Dede Korkut özel kursu açıldı ve orada ders verdi.

1995-1999 yılları arasında ise Dede Korkut Ansiklopedisi hazırlama kurulunda başkan yardımcılığı ve yazarlık görevlerini yaptı. Yapmış olduğu çalışmalardan dolayı 1996 yılında Azerbaycan Yazarlar Birliğinin üyesi seçildi ve halen de Yazarlar Birliğinin üyesidir.

1997 yılında üst aşama doktora tezini savunarak Filoloji İlimler Doktoru, “Doktor of Sciences” (Profesör) unvanını aldı.

1997-1998 yıllarında Kars Kafkas Üniversitesi, 1999-2008 yılında ise Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümlerinde misafir öğretim üyesi olarak çalıştı.

2009 yılından itibaren Azerbaycan Milli Bilimler Akademisinde çalışmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 18 okur beğendi.
  • 149 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 170 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.