Justin McCarthy

Justin McCarthy

Yazar
8.3/10
19 Kişi
·
49
Okunma
·
7
Beğeni
·
435
Gösterim
Adı:
Justin McCarthy
Unvan:
ABD'li Tarih Profesörü, Yazar
Doğum:
Şikago, Illinois, ABD, 19 Ekim 1945
Justin A. McCarthy (d. 19 Ekim 1945), Louisville Üniversitesi'nde ABD'li tarih profesörüdür.

Uzmanlık alanları arasında Osmanlı İmparatorluğu, Balkanlar ve Orta Doğu tarihi bulunmaktadır.

McCarthy, felsefe okuyarak başladığı meslek hayatında zamanla tarihe yönelmiş[3], 1967-1969 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi'nde de görev yapmıştır. Doktorasını 1978 yılında Kaliforniya Üniversitesi'nde (UCLA) tamamlamış, daha sonra Boğaziçi Üniversitesi tarafından da fahri doktora ünvanına layık görülmüştür. Ayrıca McCarthy Türkiye Çalışmaları Enstitüsü'nün (Institute of Turkish Studies) yönetim kurulundadır.
Yazdığı kitaplarda, yüz binlerce Ermeni'nin ve en az bir o kadar Müslüman Türk'ün öldüğünü kabul etmekle beraber Ermeni Soykırımı'nı reddeder.[8] ABD'deki en büyük Ermeni kuruluşu olan Amerika Ermeni Komitesi ANCA ise McCarthy'nin Türk Hükümeti tarafından desteklendiği konusunda iddiaları vardır. Bu iddialar, McCarthy'i üzmüş ve "Bana göre bunların en kötüsü ise en nefret ettiğim şey olan politize olmuş milliyetçi bir bilim adamı olmakla suçlanmak olmuştur. Neden bunları söylediğime dair doğru olmayan sebepler uyduruldu. Annemin Türk olduğu, karımın Türk olduğu, Türk Devleti tarafından büyük paralar aldığım gibi. Bunların hiçbirisi doğru değildir, ancak doğru olsalardı bile yazılarımı bir parça etkilemeyeceklerdi. Bir bilim adamının çalışmasına meydan okumanın yolu onun yazdıklarını okumak ve bilimsel bir çalışmayla karşılık vermektir, o bilim adamının kişiliğine saldırmak değildir." diyerek yanıt vermiştir
Fakat tam tersi oldu; Osmanlılar, Hristiyanların topraklarında kalmasına müsamaha göstermelerinin acısını çektiler. Osmanlılar Hıristiyanlara kimi zaman iyi kimi zaman kötü davranmışlardı, fakat onları topraklarından sürmemiş; dillerini, geleneklerini ve dinlerini muhafaza etmelerine izin vermişlerdi. Doğru olan davranış biçimi de budur, fakat 15. yüzyıl Türkleri hoşgörülü olmasaydı, 19. yüzyıl Türkleri yurtlarında kalmaya devam edebilirlerdi.
Müslümanların Allah'ıyla, Hristiyanların Tanrı'sının birbiryle aynı olmadığını kanıtlamak için, hiçbir gerçek Tanrı' nın kullarına Allah' ınki gibi bir cennet vaat etmeyeceği söyleniyordu.
Ilk Amerikalılar vaizleri ile gurur duyuyor ve onların nasihatlerini kitap şeklinde getirerek bunları bol sayıda bastırıyordu. Rahipler Türklerin doğuştan birer hrıstiyan düşmanı ve Hristiyanlığın esaslarının yayılmasındaki en büyük engel olduğunu söylüyordu. Bu vaazlar okunduğunda cemaatin Türkler hakkında ne duyduğu anlaşılabiliyor.
Orta Doğu ve Balkan halkları, ne bir dünya savaşına sebep olmuşlar ne de Alman halkının yaptığı gibi, Hitler'i besleyip büyütecek bir ortam yaratmışlardı.
"Her savaş diğerlerinden farklı bir seyir takip etti, fakat hepsinin de Müslümanların üzerinde bıraktığı etki aynı oldu, yani büyük sayılarla öldürülüp yurtlarından kovuldular. Osmanlı'nın kayıpları sadece askeri ve politik olmakla kalmadı, çoğunlukla kitlesel göçlerin yani sıra yüksek sayıda can kayıplarına sebep oldu. Bu süreçte ölenler sadece Müslümanlar olmamakla beraber, Yunan, Bulgar ve Ermeni ölü sayıları Müslümanlarınkiyle kıyaslanamayak kadar küçük kaldı."
Osmanlı halkının geçmişi hakkındaki geleneksel görüş, tarihin düzeltilmesi şart olan ender safhalarından biridir. Tashih edildiğinde ulaşılacak tarih tedirgin edicidir çünkü Türklerin mağduriyet hikayesi ortaya çıkmaktadır .
"Sırbistan'dan Kafkasya'ya uzanan bölgelerin etnik dini bakımdan tek türden insanları barındırması, Müslümanların o topraklardan sökülüp atılmasının sonucudur. "
Tarihsel açıdan önemli olmasına rağmen, Müslüman kayıplarına ders kitaplarında rastlanmaz. Bulgar, Ermeni ve Yunanlıların katledildiğini anlatan tarih ve ders kitapları, aynı olaylarda Müslümanların da katledildiğinden hiç söz etmemişlerdir. Müslümanların sürüldüğü ve öldürüldüğü bilinmemektedir.
402 syf.
·15 günde·6/10
Öncelikle kitabın ana konusu Müslümanların 1877-78 Türk-Rus savaşı, Balkan savaşları ve
1. Dünya savaşı sırasında zorla göç ettirilmeleri ve bu göçler sırasında çeşitli sebeplerle ölmeleri yada öldürülmelerini gerçek veri ve raporla ortaya koymaktır. Doğu ve Batı analizi yaparken aynı zamanda bu bölgelerde kritik rol alan şehirlerdeki kayıplara ve tahribata sık sık yer vermekte.
Bu savaşların hepsinde genel olarak müslümanlar yurtlarından edilmiş ve bir zamanlar osmanlı toprakları olan kısımlar zamanla sadece Hristiyan nüfusun yaşadığı alanlar haline getirilmiştir. Bu durum sonucunda da milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Yazar sadece Hristiyanlar bu savaşlarda katledilmiş söylemine karşı çıkıyor aslında.
...
Kitabın durum kritiklerini beğenmekle birlikte yeterince objektif bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Özellikle Türkiye'nin Doğu bölgesini anlatırken zaten Ermenileri' de Türkler den çok kürt aşiretleri katletti sömürdü..vb söylemlerini tekrar etmesi bana fazla taraflı bir anlatımın olduğu izlenimini verdi. Zaten Osmanlı devletinde çeşitli ırktan insan beraber yaşardı ve ırk ayrımı yoktu; herkes osmanlı kabul edilir ve dini kimlik daha öndeydi topluluklar arasında. 1915'te Ermeniler imparatorluğun zayıflığından faydalanıp ayaklanırken, toplumsal kargaşanın olması çok muhtemeldi. Böyle tablo da Kürtleri 'bazıları hariç' diyerek olaylardan sorumlu tutmasını çok doğru bir değerlendirme olarak göremedim. Ama genel olarak sözde Ermeni soykırımına karşı bir tavrı var.
...
Milyonlarca insanın yanında bide gelecek nesille kalacak olan tarihsel mimari dokularımizin tahrip edilmeside hatta yok edilmeside bi o kadar önemli bir konu. Buna da sık sık deginmektedir.
402 syf.
·16 günde
Osmanlı topraklarında sistematik olarak kıyıma uğrayan Türklerin içler acısı durumlarını anlatan bir kitap. Ölen Hristiyanları anlatan pek çoktur fakat katledilen Türkleri anlatan pek yoktur. O yüzden bu eser değerlidir. Ayrıca yazar olayları tarafsız bir bakış açısı ile ele alıyor. Okumanızı tavsiye ederim.
402 syf.
Savaş nerede ve ne şartlar olursa olsun sivil kayıpların önüne geçemiyor. Siyasetin karıştırdığı her toprak parçası üzerinde yaşayan insanlar için cehennem haline geliyor. Günümüzde de yaklaşık ayni coğrafyada yaşanan savaş dramı ve etkilenen insanlar bize bunu canlı örneklerle ne yazık ki öğretmiştir. Ölüm ve sürgün kitabı, Osmanlı üzerine çalışan araştırmacı Justin Mccarthy tarafından kaleme alınmıştır. Kitabın teması ise Osmanlı müslümanlarının 1821-1922 arasında yaşadıkları etnik kıyım. Kitabı ilginç ve okunası kılan da bu yönü. Maalesef akademi alanında iyi lobi faaliyetlerinde bulunamadığımız dünya o dönemde yaşanan ve hala suçlandığımız hadiselere hep tek taraflı bakmıştır. Bu kitapta tamamen farklı pencereden bakılmış.
Ölüm her haliyle kötüdür. Ölümün istatistiğini tutmak da acının yazılı olmayan değerine saygısızlık etmek gibidir. Ancak söz konusu istatistikler çarpıtıldığı için bu çalışmanın kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Kitap Doğu ve Batı kısımlarını ayrı ayrı ele alarak, milliyetçilik akımlarının nasıl ve ne zaman başladığını, komitecilik faaliyetlerini, fikirde kalmayan özgürlük düşüncelerinin terörize edildiğini anlatıyor. Rakam ve belgelerle ortaya koyulan gerçeklerle görüyoruz ki o dönemde en çok acıyı çeken ve kayıp veren etnik köken gözetilmeden öldürülen müslümanlar olmuştur.
Herkesin yanlışları vardır. Objektif düşünce bu yanlışları kabullenmeyi gerektirir. Yapılan yanlışları kabul ederek, müslümanlara yapılanların tekrar değerlendirilmesi açısından okunması gereken önemli bir kitaptır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Justin McCarthy
Unvan:
ABD'li Tarih Profesörü, Yazar
Doğum:
Şikago, Illinois, ABD, 19 Ekim 1945
Justin A. McCarthy (d. 19 Ekim 1945), Louisville Üniversitesi'nde ABD'li tarih profesörüdür.

Uzmanlık alanları arasında Osmanlı İmparatorluğu, Balkanlar ve Orta Doğu tarihi bulunmaktadır.

McCarthy, felsefe okuyarak başladığı meslek hayatında zamanla tarihe yönelmiş[3], 1967-1969 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi'nde de görev yapmıştır. Doktorasını 1978 yılında Kaliforniya Üniversitesi'nde (UCLA) tamamlamış, daha sonra Boğaziçi Üniversitesi tarafından da fahri doktora ünvanına layık görülmüştür. Ayrıca McCarthy Türkiye Çalışmaları Enstitüsü'nün (Institute of Turkish Studies) yönetim kurulundadır.
Yazdığı kitaplarda, yüz binlerce Ermeni'nin ve en az bir o kadar Müslüman Türk'ün öldüğünü kabul etmekle beraber Ermeni Soykırımı'nı reddeder.[8] ABD'deki en büyük Ermeni kuruluşu olan Amerika Ermeni Komitesi ANCA ise McCarthy'nin Türk Hükümeti tarafından desteklendiği konusunda iddiaları vardır. Bu iddialar, McCarthy'i üzmüş ve "Bana göre bunların en kötüsü ise en nefret ettiğim şey olan politize olmuş milliyetçi bir bilim adamı olmakla suçlanmak olmuştur. Neden bunları söylediğime dair doğru olmayan sebepler uyduruldu. Annemin Türk olduğu, karımın Türk olduğu, Türk Devleti tarafından büyük paralar aldığım gibi. Bunların hiçbirisi doğru değildir, ancak doğru olsalardı bile yazılarımı bir parça etkilemeyeceklerdi. Bir bilim adamının çalışmasına meydan okumanın yolu onun yazdıklarını okumak ve bilimsel bir çalışmayla karşılık vermektir, o bilim adamının kişiliğine saldırmak değildir." diyerek yanıt vermiştir

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 49 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 83 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.